Benim Haklarımın Başladığı Yerde Seninkiler Biter mi?

Belki de en fazla rahatsızlık duyduğum söylem, ”birilerinin haklarının başladığı yerde, bir başkasınınkinin bitmesi”.

Çok kullanılan ve kulanıldıkça, söylenildikçe anlamını yitiren şeyler var. Türkiye’de anahtarcısından muhallebicisine, oradan da holding yöneticinin çalışma odasına kadar heryerde gördüğüm Atatürk’e ait vecizeler, portreler buna örnek. Anadolu topraklarında çeşitli azınlıkların tarih boyunca kardeş kardeş yaşadıkları ise başka örnek. Neden çokca bahsedilip, belli kalıplar içinde papağan gibi tekrarlanıyorsa ”o bahsedilen şeyin” varlığından şüphe duymak için her türlü veri oluyor elimde.

O yüzdendir ki, ne zaman genelgeçer düşünce ve toplum yapısına, birtakım elle tutulamayan, gözle görülemeyen, fiktiv, ama uğrunda can verilesi oldukları iddia edilen değerlere dokunduran bir düşünce, sanat eseri, söylem, davranış vuku bulsa, şu çok ünlü ”ben demokrasiye, düşünce ve ifade özgürlüğüne inanıyorum. ancak bunun da bir sınırı var. Benim özgürlüklerimin başladığı yerde seninki biter” ciler anında pırtlıyor.

En son tanık olduğum, Serdar Turgut’un Rojin adlı şarkıcıyı dağa kaldırma fantezisinin kelimeler ile ifadesinin mahkemelik olması.

Rojin’e reva görülen bu saldırının, onun Kürt kimliği ve kadın olması ile alakası olduğunu söyleyenler de var. Rojin’i hiç tanımıyorum. Serdar Turgut’u ise birkaç defa okudum. Bu konu FriendFeed’de Olgun Siviller adlı grubun altında açıldı galiba. Mahkemeye çıkacak olan Serdar Turgut aleyhinde, mahkeme önünde bir ”dayanışma” gösterisinin önerildiği başlığın altında, Turgut’un o yazısında Türk toplumunun kaldıramayacağı ögelere yer verdiği belirtildi.

Belki ben düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda son derece ortodoks olduğum için, ”içinden geçtiğimiz kritik dönemleri ve ülkenin jeopolitik yapısını, yeraltı zenginliklerini ve bunlara göz diken dış düşmanları” hep ikinci plana atıyorum. Ne olursa olsun, kafasındakileri kaleme veya söyleme döken insanların mahkeme koridorlarını aşındırması asla ve asla kabul edemeyeceğim bir olay.

Hiçbir bayrak, hiçbir toprak, hiçbir kutsal değer, düşünce ve ifade özgürlüğü’nün önüne geçmemeli, geçemez. Buna izin verildiği takdirde, uygar bir toplumun en temel direğini ciddi şekilde sarsmış oluyorsunuz.

Demokrasi ve özgürlüklerin, selektif elitist bir tavırla, kişilerin kendi önem sırasına göre algılamalarına da realitede yapacak fazla birşey yok belki. Kadın hakları, azınlık hakları, din ve inanç özgürlüğünü istediğiniz sıralamaya da koyabilirsiniz. Ancak sıralama ne olursa olsun, düşünce ve ifade özgürlüğünün numarası 1.

Yazar Philip Pullman‘ın kitabı ”The Good Man Jesus and the Scoundrel Chris” bazı kesimleri rahatsız etti. Rahatsız olan insanların haklarının başladığı yerde Pullman’ınkiler bitmiyor. Bunu da o kadar güzel ifade ediyor ki yazarın kendisi. Videonun dikkatle dinlenip özümsenmesi, Türkçe, Kürtçe ve dahi gerekli görülen diğer dillerde altyazı ile okullarda, her pazartesi ve cuma günleri dersliklerde gösterilmesi, bu ülkeyi çok başka bir yere götürürdü.

No one has the right to live without being shocked; no one has the right to spend their life without being offended.

Nobody has to read this book, nobody has to pick it up, nobody has to open it, and if they open it and read it they don’t have to like it.

And if you read it and dislike it you don’t have to remain silent about it. You can write to me, you can complain about it, you can write to the publisher, you can write to the papers, you can write your own book.

You can do all those things, but there your rights stop. Nobody has the right to stop me writing this book. No one has the right to stop it being published or sold or bought or read. And that’s all I have to say on that subject.

No related posts.

28 Comments

  1. öte

    Gel de kürde, aleviye böyle gevrek gevşek gülmeden anlat onu "anladığını". Anlatamazsın, çünkü halen anlamıyorsun. Derdin masturbasyon senin.
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  2. 5posta

    Serdar Turgut, Philip Pullman, Rojin, Hristiyanlar- düşünce ve ifade şekilleri ile taciz eden yazarlar. | Post Dijital http://bit.ly/bqRCVa
    This comment was originally posted on Twitter

    ← Reply

  3. aligundogdu

    Düşüncelerle ve ifade şekli ile toplulukları rahatsız, taciz eden yazarlar | Post Dijital http://bit.ly/bqRCVa
    This comment was originally posted on Twitter

    ← Reply

  4. senem

    ozgur uckan gecenlerde paylastı linkini verecegim makaleyi makale fransızca gerci ama tam da bu konudan bahsediliyor..fransa da ve amerikada da son aylarda cokca tartısılan bir konu..fransız ihtilanin onemli figurlerinden marat ve robespierre gibi dusunenlerle ( ifade ozgurlugu sınırsız ve sonsuz olmalıdır) ve yine fr ihtilaninin baska bir fıguru sieyes gibi (tum vatandaslar yazmakta konusmakta hatta bunları basmakta ozgurdur AMA yasanın belirledigi cercevede ve baskalarının haklarını suistimal etmeden ) dusunenler arasında bir tartısmadır gidiyor http://owni.fr/2010/03/25/la-france-a-mal-a-sa-li…
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  5. senem

    sieyes’ciler ‘in dusturu ” bnm ifade ozgurlugum baskalarınınkinin basladıgı noktada biter” robespierreciler ise ıfade ozgurlugunun en temel hak oldugunu ve dna mizda oldugunu iddia ediyolar.ve ornek olarak amerikada yol ortasında manifesto ya da yuruyus yapabilen klu klux khanları gosteriyorlar…oysaki fransada eger baz alınan degerler moral yani duygusal degerler ise o zaman bu ozgurluk boka sarıyor deniyor cunku her turlu dusunceden nem kapacak olan her cesıt ınsan mevcut..oyle ya da boyle esas kayıp brbrni dinlememektir diyerek ve ıfade ozgurlugunu sınırlandırırken hangi motiflere gore ve neleri kriter alarak bu sınırları cizmeliyiz diye sorarak bitirmisler yazıyı…(p.s: baska bir makaleye pas atmıslar onu da bi ara okur bir cozum onermisler mi yazarım )
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  6. senem

    sieyes’ciler ‘in dusturu ” bnm ifade ozgurlugum baskalarınınkinin basladıgı noktada biter” robespierreciler ise ıfade ozgurlugunun en temel hak oldugunu ve dna’mizda oldugunu iddia ediyolar.ve ornek olarak amerikada yol ortasında ceza almadan manifesto ya da yuruyus yapabilen klu klux khanları gosteriyorlar…oysaki fransada eger baz alınan degerler moral yani duygusal degerler ise o zaman bu ozgurluk boka sarıyor deniyor cunku her turlu dusunceden nem kapacak olan her cesıt ınsan mevcut..oyle ya da boyle esas kayıp brbrni dinlememektir diyerek ve ıfade ozgurlugunu sınırlandırırken hangi motiflere gore ve neleri kriter alarak bu sınırları cizmeliyiz diye sorarak bitirmisler yazıyı…(p.s: baska bir makaleye pas atmıslar onu da bi ara okur bir cozum onermisler mi yazarım )
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  7. Alp Esin

    Ben sadece görüşlerimi ifade etmiştim, böyle yaparak beni yaftalıyorsunuz örseleniyorumculara şunu demek çok hoş: eee örseliniyorsun da ne oluyor?
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  8. senem

    kisilik hak ve ozgurlukleri,temel hak ve ozgurlukler,basın ozgurlugu etc. tum bunların kanunlarla sınırlandırılmadıgı salt ve sonsuz bir ozgurlugun olabilmesi icin gercek anlamda demokratiklesmis, vatandasların tumunun o aydınlanma surecinden gecmis karsısındakini dinleyen anlayan aynı fıkırde dusunmese de saygı duyan gelismis toplumlarda olabilecegine inanıyorum ben..ve yıl 2010 turkiye henuz buna hazır diil ..diger batılı gelismis toplumlar icin yakın gelecekte soz konusu olabilir ama hala fikir suclularının oldugu bir ulkede salt ve sonsuz bir fikir ozgurlugunun benimsenmesi cok utopik… belki marduk dunyaya carpar da bnm de evrenden en cok ıstedıgım sey olan”universal enlightment”gerceklesir iste belki o zaman…
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  9. senem

    kisilik hak ve ozgurlukleri,temel hak ve ozgurlukler,basın ozgurlugu etc. tum bunların kanunlarla sınırlandırılmadıgı salt ve sonsuz bir ozgurlugun olabilmesi icin gercek anlamda demokratiklesmis, vatandasların tumunun o aydınlanma surecinden gecmis karsısındakini dinleyen anlayan aynı fıkırde dusunmese de saygı duyan gelismis toplumlarda olabilecegine inanıyorum ben..ve yıl 2010 turkiye henuz buna hazır diil ..diger batılı gelismis toplumlar icin yakın gelecekte soz konusu olabilir ama hala fikir suclularının oldugu ve yakın tarihinde bir cok basın sehidi bulunan bir ulkede ‘’sınırsız” bir fikir ozgurlugunun benimsenmesi cok utopik… belki marduk dunyaya carpar da bnm de evrenden en cok ıstedıgım sey olan”universal enlightment”gerceklesir iste belki o zaman…
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  10. obeca

    5posta, bu yazının düzeltilmesi ve genişletilmesi gerekiyor gibi geldi bana. altı boş bir kalıp olan "benim özgürlüğümün başladığı yerde seninki biter" saçmalığını deşifre etmeye çalışmak önemli bir girişim çünkü. şöyle düzeltilmesi gerekiyor: hak ile özgürlük kavramları yazı içinde aynı anlamda kullanılmış, oysa bu iki kavram ne kadar ilişkili olsa da tam olarak birbirini kapsamıyor. bu düzeltme aynı zamanda konuyu da genişletecek ve daha netleştirecektir. [artık ellerinden öper, bir dolu site gezdim senin yazından sonra, kafam şişti :) ] (örneğin şu yazıya ulaştım, hak ve özgürlükler üzerine: [http://www.turkhukuksitesi.com/makale_493.htm] )
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  11. 5 Posta

    obeca – o da senin ellerinden öpsün artık. :) yazdım, bitti benim için. bazı konuların baştan sonra alınıp, açıklayıcı bir biçimde örneklendirerek anlatılması gerektiğini düşünmüyorum. benim kafama takılan (zaten öyle etiketlemişim yazıyı da) birşeyi kafama takıldığı hali ile yazdım. otorite de olmayıp, amatör bir blog yazarı olduğum için bu kadarı yeterli. senin de yaptığın gibi başka kaynaklara ve fikirlere bakarak insan kendi de sonuca varabilir. o yüzden blog yazılarını twitter, friendfeed ve diğer platformlara taşıyorum ki, buralarda da başkaları tarafından didiklensin, eklensin, çıkarılsın. işte sen gibi, senem gibi…
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  12. Deniz

    Tipik bir liberalizm – demokratlik tartismasi bu. Derinsular’in pdf bolumundeki makaleler epey yardimci olabilir bunu netlestirmeye.
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  13. öte

    De bazı alanlarda ben hiç yokmuşum gibi oluyor. Seninki bitince üst komşununki, amcanın oğlununki başlıyor. Ben var mıyım orlarda?
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  14. 5 Posta

    senem – şu hani ”herşeyin başı eğitim ” ve ”demokrasi bize 2 numara büyük” lafları var ya.. ben onlara katılmıyorum aslında. bazı şeyler motorikde var. taylan’ın feedinde avrupa’daki yabancılar konusunda biraz döküm yaptım. http://ff.im/ikJ6B örneğin demokrasisi şöyle veya böyle, ehven-i şer işleyen Batı’ya ”muz cumhuriyetileri”nden göç eden insan profili var. O cehaletin seviyesini anlamak çok zor. Bunların yanında bizimkiler iyi. Adam somali’den, çin’den, beyaz rusya’dan geliyor. yeni geldiği ortamında görünce o relax havayı, aniden uyum sağlıyor. burada hem sırp, hem hırvat hem de bosnalı var. bugüne kadar ne bir kavgalarını ne bir hesaplaşmalarını duydum. bu arada İsveç’de polis karakolları saat 15.00 da kapanır. yani aslında biraz rahat olsak ne ülke bölünecek ne de şeriat gelecek. çok stresliyiz ama. hiçbir ülkede serdar turgut’un o yazısı için adamı mahkemeye vermezler. bu işin çivisi çıkmış artık burda.
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  15. öte

    "Dünyanın hiçbir ülkesinde" klişesi de çok rahatsız edici artık. Dünya=Avrupa ve ABD’nin büyükşehirleri. Dünya başka şey medeniyet, insan hakları başka. Hala ütopya çoğu yasal "gerçeklik"ler. Asıl gerçekleri herkes yaşıyor da konuşmaya, dert diye demeye üşeniyor. Dünya(=canlılık) insan denen pislikten arınsa da kurtulsa.
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  16. 5 Posta

    pardon… dünyanın medeni olan hiçbir ülkesinde… ama buna da koyulacak şerhler olabilir. zira hatırladığım kadarı ile bir üniversite profesörü (alman olabilir) bir arap ülkesinde yahudi soykırımını reddeden bir toplantıya katıldı diye hakkında kovuşturma açıldı. tabi tartışırken, görüş bildirirken dilin içine böyle genellememeler giriyor. ama mesaj yerine ulaşıyor yine de galiba.
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  17. senem

    ben senin ne dedini cok ıyı anlıyorum gelismis batı ulkelerinde serdar turgutu mahkemeye vermezler ve keske burada da verilmese ben verilmesi taraftarı diilim asla ama iste o ulkelerde etnik kimlikleri yuzunden oldurulmus binlerce faili mechul de yok ben de bunu diyorum basından beri burada mahkemeye verilmesinin de alt metni bu ofke amaaannn salak aklınca espri yapmaya calıstı bnm kokenımle dalga gecmeye calıstı ‘yı ben derim mesela ne bı azınlık mensubuyum ne de orselenmıs bir aileden geliyorum ama bunu ofke dolu bır kurde gel de anlat ve dedigin cok dogru acaip stresli ve cok agresif bir milletiz bazen tvde yaabncı kamera sakalarına denk geliyorum o insanları ve o sakalara verdıklere nasıl ozenıyorum o tepkiler o guleryuzler bizde ise adama 5kere de kamera sakası oldugunu anlatmaya calıssan adam sakacıya tekme tokat dalıyor ya da gulumsemıyor ekonomik sorunlar gecım derdi az gelısmıslık adı her neyse ben bunu bıraz da genetik kodlarımıza ve cok savascı atalardan gelmemıze de baglıyorum barbar atalarımızdan mıras kalan…
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  18. öte

    Gel de kürde, aleviye böyle gevrek gevşek gülmeden anlat onu "anladığını". Anlatamazsın, çünkü halen anlamıyorsun. Derdin masturbasyon senin. Muhalefet o kadar eğlenceli bir iş değildir. Evini yakarlar adamın.
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  19. 5 Posta

    aslında şu ”gelişmiş batı” lafı da batıyor bana. şimdi İngiltere Philip Pullman’a ”yanlış yaptın kardeşim, öde şu cezayı” dese ne olacak? biz de vaz mı geçeceğiz bu ilkelerden. batısı, doğusu, kürdü, alevisi, türkü yok bu işin. mücteba’nın o feedi altında birisi söyledi ”rojin bir kadın, daha dikkatli konuşulması lazım kadınlarla”. şimdi bunu da hangi feministe söylesen itiraz etmesi lazım ki doğrusu da bu. ama iş kadında kalmıyor işte. o rencide olacak, bu kendini kötü hissedecek. yani evrensel değerleri hiçbir zaman getiremeyeceğiz o zaman bu topraklara. çok rencide olacak var. biri dinine laf edenin gırtlağına bıçak sürer, öbürü takımına laf söyleyene kasatura ile saldırır. en iyisi evet, kimseyi rencide etmeden bu ülkede hep olduğu gibi yaşayalım.
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  20. Tolga Şansal/K&ouml

    Serdar Turgut’un gereksiz cinsel göndermeli yazılarından rahatsız olsam da, "sınırsız ifade özgürlüğü"nü savunan bir anlayışın, yazdıklarından dolayı davayı, "para kapısı" haline getirmesi ne kadar "etik"? Eğer amaç sadece yazdığından dolayı cezalandırmaksa 100bin lira istemek ve derdimiz para değil demek Zaytung’un Cem Uzan haberi gibi gözüküyor. Üniversitede öğrenci temsilciyken TV kanalı üzerinden hakaret ettiği için Hülya Avşar’a dava açmıştık. Kazanacağımızı biliyorduk ama bunu para meselesi yapmak yerine sembolik bir talepte bulunmuş ve davayı kazanmıştık. Özgürlüğün sınırına gelince; 5posta’nın dediklerini tekrar etmeyeyim. Maç için, trafikte yol vermedi diye birbirine giren 2010 Türkiye’si için erken. Hele ki, inanılmaz bir hızla muhafazakarlaşan toplumumuzda o konsensus tarihi gittikçe uzaklaşıyor.
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  21. Arsız Padawan

    hakkına gore degisir… PS: Hak yolu varken B.k yolu nie
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  22. Sevgi Çağlar

    düşünce özgürlüğü; ifade özgürlüğü değil, ifade ettiği düşünceler yüzünden yargılanmamak, baskı görmemek ve dışlanmama hakkı demek dimi… yoksa herkes ifade etmekte özgür, ama o ikinci kısmı göze alamadığı için de kendi özgürlüğünden vazgeçer halde… yani göze alan ve cesur olan daha özgür aslında… özgürlüğü kişilerin karakterine, toplumların kültür ve yaşam anlayışlarına göre değiştiremediğimize göre eşitleyemeyiz de…
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  23. mezura

    insanlar neden dusunuyor ya da daha otesi dusunduklerini neden ifade ediyor?insanlar eger dusuncelerini karsilarinda bulunan bir insana ifsa ediyorlarsa ve o insanin ne dusunduklerini anlamasini istiyorlarsa o insanin anlayacagi ya da dinleyebilecegi sekilde ifade etmeleri gerekiyor.
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  24. mezura

    konuyla cok alakali degil ama bir de su var senin sacmaladigini dusunuyorum yerine su dusuncenin sacma oldugunu dusunuyorum diyebilmek cok sey farkettiriyor: ))Tam toparlayamayacagim ama kucuk insanlar insanlarla buyuk insanlar dusuncelerle ugrasir gibi bir vecize vardi.Hakaretler de ifade midir, dusunce midir , nedir? tantana biraz da burdan kopuyor
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  25. ozuckan

    Düşüncelerle ve ifade şekli ile toplulukları rahatsız, taciz eden yazarlar | Post Dijital http://ff.im/-ixy52
    This comment was originally posted on Twitter

    ← Reply

  26. Ozgur Uckan

    "No one has the right to live without being shocked; no one has the right to spend their life without being offended.Nobody has to read this book, nobody has to pick it up, nobody has to open it, and if they open it and read it they don’t have to like it.And if you read it and dislike it you don’t have to remain silent about it. You can write to me, you can complain about it, you can write to the publisher, you can write to the papers, you can write your own book.You can do all those things, but there your rights stop. Nobody has the right to stop me writing this book. No one has the right to stop it being published or sold or bought or read. And that’s all I have to say on that subject." Philiğ Pullman
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  27. Erdem Dilbaz

    Başkasının ‘günahını’ niye sayarlar, hiç bir elle tutulur yanı yok.
    This comment was originally posted on FriendFeed

    ← Reply

  28. bebek kamera

    teşekkürler yazınız çok güzel olmuş tebrik ederim

    ← Reply

Leave a Reply

*