Nov 142009

İsveç blogosferine yeni düştü, söylenenlere göre de İsveç dışında henüz adından da fazla sözedilmiyor (büyük ihtimalle Türkiye’de de ilk burada okuyorsunuz). Oldukça yeni bir site. Ve oldukça da mistik… Arkasında kim var, amacı nedir, gelir modeli var mı? Bu sorular şimdilik cevapsız. Bildiğim tek şey Holywood’un The Pirate Bay’den sonra mahkemelere astronomik paralar harcayarak süründürmek için elinden geleni yapacağı bir başka oluşumun taşlarından birinin de HDMT.NET olacağı.

The Pirate Bay’i kovalamak için oldukça uzun zaman harcadı Holywood lobisi. Bunun üzerine aklınıza hayalinize sığmayacak kadar da para harcadılar. TPB nin tarih olduğu şu günlerden önce, yaklaşık bir sene önce, yani TPB mahkemesinin başlaması ile beraber bittorrent tekniğinin çok da uzun zamanı kalmadığını ve geleceğin streaming media’da olduğunu ben ve pekçok insan dile getirdi. Aklın yolu bir olduğundan gizli bir girişimci HDMT.NET projesiyle ortaya çıkmakta gecikmedi.

HDMT.NET pekçok film ve diziyi oldukça iyi bir kalite ile direk olarak tarayıcınızdan sizlere streaming yöntemi ile ulaştırıyor. Ne sitede reklam var ne de gösterilen filmlerde YouTube’da olduğu gibi bir reklam uygulaması yapılmış. Ayrıca üye olmaya, siteye giriş yapmaya falan da gerek yok. Eğer bu işi yapan kişi hayrına yapıyorsa oldukça zengin olmalı çünkü streming video bir hayli tuzluya patlıyor.

Torrent tekniği sağolsun, varolsun. Fakat biraz zahmetli değil miydi? Saatlerce, günlerce bekleyip indirdiğimiz dosyaları indirip unzip yapıyorduk, biraz bakıp veya dinleyip beğenmezsek atıyorduk. Streaming tekniği ile artık beklemeye gerek yok. Filmi seç, tıkla ve başlat.

Sitede merak edilen sorular bölümünde HDMT.net in yaptığı işin kanuni olup olmadığı da ele alınmış.

HDMT.net offers streaming service for all movie and tv shows fans around the world. All videos on HDMT.net source from Internet. We respect copyrights of producers and advocate all friends here to budget legitimate DVDs to support your favorite movies and tv shows and persons who make efforts on these products.

diye yanıtlanmış bu sorunun cevabı. İkna edici olup, olmadığını değerlendirmek size kalmış.

Jun 302009

Haber bugün bomba etkisi yarattı. The Pirate Bay 7.8 milyon dolara İsveç’in borsaya kayıtlı şirketlerinden Global Gaming Factory‘e satıldı. İşin ilk bakışta en eğlenceli yanı, artık benim de gidip TPB ye ait bir hisse senedi alma şansımın olması. Ama yapar mıyım bilmiyorum?

Filesharing para kazandıracak mı?

Açıkcası ben TPB nin para kazanabilecek bir seviyeye kolay kolay gelebileceğini zannetmiyorum. TPB basın sözcüsü Peter Sunde organizasyonun 30 milyon kron (yaklaşık 6 milyon YTL) borcu olduğunu söylüyor. Ve görevi hisse senedi sahiplerine para kazandırmak olan bir yönetim kurulu gidip TPB yi satın alıyor. Bir şekilde siteyi ücretli kullanıma dönüştürmekten başka çare yok. Kullanmayı düşündükleri sistem zannedersem bir başka İsveç sitesi Ameibo‘nun benzeri. O da bittorent tekniği kullanıyor. Ayrıca bir piramit kazanç sistemi kurulmuş, download yapan ödeme yapıyor, upload yapan para kazanıyor.

Evet, pek de o kadar kötü bir fikir gibi değil belki de. Ameibo’nun kataloğu o kadar iştah kabartıcı değil. Buna rağmen hala ayaktalar. Benim anladığım böyle bir sistem kurulacak. Tüm gün bunu düşünüp durdum. Az önce haberlerde Global Gaming Factory’den bir yetkili konuştu. Operatörlerle ve telif hakkı sahipleriyle anlaşmalar imzalayacaklarından bahsetti. Yani telif hakkı sahipleri para kazanabilecek. Ancak bu teoride böyle. Ne bir operatörle, ne de bir telif hakkı sahibiyle imzalanmış bir imza var ortada henüz. Ve gidip 7,8 milyon dolara TPB yi alıyorsunuz..

İnternetin değişmeyen kurallarından biri de kullanıcının olduğu yerde paranın da olduğu. Bu yüzden TPB bir değere sahip tabii. Ama bu değişimi kullanıcının nasıl karşılayacağı da önemli. Çünkü bu kullanıcı grubunun çok hareketli olduğu biliniyor. Hoşlarına gitmeyen en ufak bir gelişmede TPB yi terkedeceklerdir.

Bir başka kafamı kurcalayan konu GGF yönetim kurulunda telif hakları lobisinden ağır isimlerin bulunması. GGF nin direktrü Lars Johan Sellström Dimest adlı şirketin de yönetim kurulunda. Dimest ünlü ABBA nın haklarını elinde bulunduran şirket. Dimest’in yönetim kurulunda ise Hans Desmond (Warner Chapell’in eski genel direktörü) ve Sanji Tandan (Warner Music genel direktörü) oturuyor.

Bu bilgilerden yola çıkarak telif hakları lobisinin TPB yi satın alarak sesini kesmek istediği ihtimalini de düşünmeliyiz. Bu büyük endüstride 7.8 milyon doların o zaman değeri yok çok fazla.

Peki kullanıcı kalacak mı?

Bu haber söylenti olarka çıktığı andan itibaren medya nabzı tutmaya başladı. Kullanıcı şu an hayal kırıklığına uğramışa benziyor. TPB basın sözcüsü Peter Sunde’yi tv de izledim az önce. Bunun TPB için atılması gerekli bir adım olduğunu söyledi. Çok yıprandıklarını, TPB yi daha da geliştirecek gücü kendilerinde görmediklerini söyledi. GGF nin bunu denemek istemesini olumlu bulduğunu da belirtti. Fakat o da eklemeyi ihmal etmedi. Tüm bu alışverişin hayırlı bir sonuca vesile olması için kullanıcının TPB de kalması gerekiyor.

Kanımca GGF bahsettiği anlaşmaları imzalatabilirse okyanusun öbür tarafındaki devlere, TPB cidden iyi bir hizmet sunabilir. Aksi takdirde ölüme mahkum.

Önemli bir ayrıntı… Satıştan gelecek para internat aktivist bir fona gidecek. Bu fon, para ve hapis cezasına mahkum edilen TPB grubunun kontrolünde değil.

Son olarak madde madde toparlayalım.

Büyük, hızlı ve legal bir hizmet telif hakkıyla korunan eserlerin paylaşımında kullanılacak
İsim olarak ThePirateBay belirli bir kullanıcıyı çekecektir. Şu anki kullanıcıların yarısı kalsa yine büyük rakam. Ayrıca işin içine para girmesi sistemi hızlandıracaktır. daha çok kişi paylaşımda bulunmak isteyecek bu da siteden download yapılma işlemini daha hızlı kılacak.
TPB nin eski formatında en azından bir hizmet daha ortaya çıkacak
Torrent kullanıcıları çok çabuk platform değiştiren kullanıcılar olarak bilinir. Eğer TPB yeni sahipleri torrentleri tracker den temzilerlers bu kullanıcı muhakkak adres değiştirecek. 
Bu satış dosya paylaşımının azalmasına sebep olmaz

Bir görüşte TPB nin miyadının dolmaya yaklaşmasıydı. Yeni aktörler her zaman çıkacaktır. Ama en önemlisi Holywood ve müzik endüstrisinin olayı idrak edip yeni buluşlarla tüketicinin önüne çıkması
İnternet aktivist fonuna girecek para
Bugün internet aktivizmi adına çok şey gönüllülerle yapılıyor. Fona girecek para hareketi yeni platformlarda daha güçlü bir şekilde endüstrinin karşısına çıkaracak. Bant genişliğine ve yeni sunuculara harcanacak paralarla özgür internet için faydalı şeyler yapılcak mutlaka.

May 282009

FeedMy Torrents, RSS ve Bittorrent tekniklerini birleştiren, popüler tv programlarını bilgisayara indirmeye yarayan bir programdı. Müzik endüstrisinin kanuni yollara başvurma tehditleri karşısında hizmeti kapamak zorunda kalan FMT daha sonra İspanyol bir kullanıcısının insiyatifi ile başka bir şekilde ortaya çıkıyor karşımıza.

ShowRSS‘in sitesinde kendinize hesap açtıktan sonra istediğiniz programları RSS ile takibe alıyorsunuz. Daha sonra RSS tekniği ile uyumlu çalışan herhangi bir Bittorrent programınnda da gerekli ayarlamaları yaptıktan sonra ilgilendiğiniz programların torrentleri hazır olduğunda otomatik olarak indirebiliyorsunuz.

İnternetin gücüne ve yaratıcılığına başka bir örnek bu. Ne zaman ki yasak ve zorlamayla birtakım siteler, hizmetler erişime engelleniyor, o zaman yerine yeni alternatifler türemekte gecikmiyor.

May 012009

Yolunuz arkadaşlarınızla beraber İsveç’e düşüp de 6 kişi 13 yaşında bir kıza 1 hafta boyunca tecavüz ederseniz, bilin ki İsveç adalet sistemi size vereceği hapis cezasının yanında kızın psikolojik olarak aldığı hasar sebebiyle kendisine 500 bin kron tazminat cezası ödemenize karar verir. Bunu daha geçenlerde gazeteye yansıyan bir mahkeme kararına dayandırarak söylüyorum.

Haa yok, o değil biz 4 kafadar dünya üzerinde üniversitelerin, araştırmacıların birbiriyle dosya paylaşımı için kullandıkları bittorent tekniğini kullanarak çoğu zaman para verip almayacağınız bilgisayar programlarını, müzik albümlerini ve filmleri paylaşmanıza yarayacak bir platform kurduk diyorsanız çok, ama çok daha dikkatli olmanız lazım.

Hele de mahkeme delilleriyle sizin bu sistem üzerinden 20 şarkı, 9 film, 4 PC oyununun paylaşımına imkan verdiğinizi kanıtlamayagörsün. Ayağınızı denk alın, bunun cezası çok ağır. Birer yıl yiyeceğiniz hapis cezasının yanında 30 milyon kron da medya branşına tazminat ödemeye mahkum olursunuz. Oysa ki bu parayla 60 kızın ırzına rahatlıkla geçebilirdiniz.

Dün öğleden önce 11.00 de açıklandı The Pirate Bay’in kurucularına karşı dava sonucu. Esasında biraz yanlış bu söylem. Kurucu diye birşey yok ortada. Biri basın sözcüsü, iki çocuk var teknik işlerle ilgileniyorlar, bir de eski telekom şirket sahibi olan bir adam var. Bunlara server veriyor, biraz da ekonomik yardım yapıyor. Bu dördü işte… Yoksa Pirate Bay da bulunan pekçok copyright’ı olmayan metaryalin yanısıra copyright lı olanları da oraya koyan sen, ben, başkaları… Okkanın altına bu dördü gidiverdi… İnsanın özür dileyesi geliyor.

Gavur’u doğululardan ayıran özelliklerin başlıcaları, analitik zeka, organize olabilmek, duyguları bir kenara bırakıp, gerçekçi çözümler arayabilmek. Başa bir felaket geldiği zaman ölmüş liderlerinin mozolelerini bayraklarla, göğüste karanfillerle ziyaret etmektense problemi ortadan kaldıracak çözümleri demokratik platformlarda aramak. Hoş isteseler de zaten ne mozole, ne de öyle lider var memleketlerinde.

Haziranın 7 sinde Avrupa parlamentosuna girmek için seçime gidecek politik partiler içersinde Piratpartiet de var. Üye sayısı TPB davasından önce 10 bin civarında.

Cuma saat 10.55 (mahkeme kararı açıklanmadan hemen önce) PP üye sayısı 14,711
Cuma saat 22.55 üye sayısı 19,451 karar açıklandıktan sonraki 12 saat içerisinde yaklaşık 5,000 üye. Partinin web sunucusu uzun süre yoğun trafikten dolayı devre dışı kalmasına rağmen…
Cumartesi saat 21.13 şu an postayı yazarken üye sayısı 22,621

Bu sonuçlarla şu anda ülkenin en fazla kayıtlı üyesi olan 1.partisi. Gençlik kolu ise çoktandır 1. sırada. Bu üye sayılarını değerlendirirken İsveç nüfusun Türkiye’nin % 12 si civarında olduğunu unutmayın. Yani isterseniz sayıları 8 ile çarpabilirsiniz.

İsveç blogosferinde geziniyorum, gördüğüm kadarıyla kapitalist entrepenörlerden aşırı solcu, filistin şallı tiplere kadar eli kalem tutan, interneti anlamış, felsefesini kavramış insanlar normal siyasi görüşleri ne olursa olsun Piratpartiet e oylarını verecek. Bu oylar büyük bir ihtimalle partiyi Avrupa parlamentosuna sokacaktır.

Aranızda ”aman bana ne canım, ben nasıl olsa hiçbirşey indirmiyorum internetten” diyenler de az değildir. Bu yazdığım yazıyı sıkıcı bulanlar da muhakkak vardır. Şunu özellikle belirtmem lazım; olaya kesinlikle internetten bedava müzik, program ve film indirmek olarak bakmayın.

Bakın davacı Holywood’un köpeği antipirat bürosunun başındaki adamın mahkeme sonucunun şerefine söylediği sözler herşeyi çok net açıklıyor. Henrik Pontén diyor ki ” bugün kadar hep teknik, bant genişliği ve bunun getirdiği imkanlar konuşuldu. Bu karar artık internet kablolarında hangi bilginin, kültürün dolaşacağına kimin karar vereceğinin altını çizmek açısından önemli”.

Yani medya devlerinin ürettiği film, müzik, gazete, dergileri siz ve ben sesimizi çıkarmadan tüketeceğiz. İçeriği onlar seçecek, internette neyin olup, neyin olmayacağına onlar karar verecek. Sizle ben ekrana bakacağız yalnız.

Ne var ki, bu mahkeme yalnızca ilk round du. Hatırlayın, Napster’a karşı açtığı davayı da kazanmıştı müzik endüstrisi. Ogünden bugüne gelinen noktaya hepiniz şahitsiniz. Bir davayı daha kazanmaya götlerinin yemesi cidden cahilin cesareti olarak adlandırılmalı.

17 dakikalık aşşağıdaki videoda belgeleri ile Holywood lobicilerinin baskısı sonucu ABD nin İsveç’in kulağını çekmesi, The Pirate Bay problemine çözüm bulunmazsa ticari yaptırımlar uygulayacağını belirtmesi var. Yani davanın başlangıç sebebi tüm ayrıntıları ile orada. İngilizce olmayan bölümleri altyazı ile takip etmek mümkün.

Bir de şu bağlantıya göz atın

http://www.piratpartiet.se/international/english

Steal This Film
Uploaded by dwerg85

Ne yapıyorsanız yapın!!! Suffusion WordPress theme by Sayontan Sinha