Pörtlemiş Diş Macunu Tüpüne Geri Girmez
Kırk yılda bir giriyorum Ekşi Sözlüğe. Bugüne kadar da Fatih Altaylı‘yı arattırmak hiç aklıma gelmemişti. Altaylı hakkında, kendisi için Sözlük’de yazılmış 97 adet entry i mahkeme kararı ile sildirtmek için ağlayarak mahkemeye gitti denilince, bir bakayım dedim. Geç kalmışım biraz. Şimdi deli gibi o silinen entryleri arıyorum her yerde merakımdan. (Bkz. Streisand efekti) İlla ki internette bir yerde, bir zamanda karşımıza çıkacaktır bunlar yine. İşin kötüsü, Fatih Altaylı mahkemeye gidip bir sürü zaman, para harcayıp zahmet çekmiş. Ancak bu tip çabalar bana, tüpünden pörtleyen diş macununu yeniden tüpün içine sokmaya çalışmakla aynı şey gibi geliyor.
Söylemeden edemeyeceğim, Türkiye’de bu ”mahkemeye verme” olayı ata sporumuz olan güreşin yerine geçti gibi. Günlük yaşantıda sık duyduğumuz şeylerden biri ”kredi kartı borcu” ise diğeri de ”mahkemede hakkını aramak”. Ha bir de ”kişilik haklarına saldırı” var.
Devlet, adamın evine kablo değil, boru çekmiş, teleskop yerleştirmiş, yatak odasına kadar izliyor. Ülke güvenliği bahanesiyle dinlenen telefonların haddi hesabı yok. Gazeteciler ise kişilik haklarının hesabını sözlüklerden sormanın peşine düşmüş. Bende mi yanlışlık var?
Ekşi Sözlük yazarları gibi kötü niyetli olsam, Altaylı hakkında yergi içeren 97 adet entry i kendim yazıp, hepsini Twiter’da yayınlarım.
Sıkıldığım bir günde, ekran başında kahve, çay veya biramı içerken günde 97 tweet i çok rahatlıkla basabilirim. 3 tane de bonus entry koysam, #fatihaltayli hashtag ı ile 100 tweet e ulaşmış olurum. Bir kişinin bir günde yapabileceği bir şey. Bana katılacaklar ve bunların retweetleri var daha. Retweetin retweeti var. CyberSpace’i kısa bir süre içinde binlerce, onbinlerce hatta milyonlarca Fatih Altaylı entry sine boğmak teorik olarak mümkün. Bakın daha 18 milyon Türk kullanıcıya sahip Facebook’u, sonrasında FriendFeed’i, MySpace’i ve blogları saymadım. Bütün bu platformların birbirleri ile entegre olabileceğini biliyor mudunuz? Siz biliyordunuz, biliyorum. Ama Altaylı eminim bilmiyor. Bir yerde yazdığınız şeyi, 5 ayrı yerde, aynı anda çıkarmanız, her bir platformun kullanıcılarına ayrı ayrı ulaşmanız mümkün.
İnterneti Fatih Altaylı’ya karşı alaycı, taciz eder içeriklerle dolduran ve bu içerikleri paylaşan binlerce kişiye karşı bu kadar davayı Türk mahkemeleri açar mı bilinmez. Dava kararı buradan Kaliforniya’da Silikon Vadisi’ndeki Twitter merkezine gidecek de onlar da milyonlarca tweeti temizleyecekler. Daha sırada aleyhlerinde yazılanları sildirmek isteyen Lukashenko, Putin ve Çin Halk Cumhuriyeti Komünist Partisi var diyorlar. Altaylı’ya sıra gelmesi mümkün gibi gelmiyor bana. Tabii diğer alternatif, twitter’a Türkiye’den erişimin engeli. Ama eminim Fatih Altaylı ”twitter ı kapattıran Türk gazeteci” olarak tarihe geçmek istemez.
Bunlar kurgu tabii. Kurguları bir kenara bırakıp gerçeklere bakalım.
İster beğenin ister beğenmeyin, internet ve anonimlik çok daha uzun süre kolkola gidecek. Böyle de olması gerekli. Neden böyle olması gerektiğini ise en iyi ‘‘gazeteciler” (bilhassa tırnak içinde) bilmeli. Meslek hayatı boyunca herhangi bir yolsuzluk, uygunsuzluğu haber vermek üzere kimliğini gizleyen bir kaynaktan belge almamış bir gazeteci olabileceğini düşünmek bile istemiyorum. Yoksa gazetecilik artık öyle yapılmıyor mu?
Anonim olmak, nick arkasına saklanmak çok geniş bir konu. Binlerce makale ve blog yazısı ile tartışabiliriz bu konuyu. O yüzden burada girişmeyelim bu işe. Herkes için biraz önce sözünü ettiğim gerçekliği ”şimdilik” kabul etmekten başka yapacak bir şey yok. Tekrarlayalım:
İnternet ve anonimlik çok daha uzun süre, kolkola gidecek!
Peki internette sert eleştirilere (haklı/haksız) veya isminin lekelenmesine seyirci kalacak kadar geniş olmayanlar ne yapsın?
Bazı profesyonel danışmanlık firmaları, kendi ünü, ismi ve markası için endişelenen kişi ve kuruluşların interneti çok ciddi şekilde takip etmesi gerektiğini söylemek ve bu konuda onlara bir strateji hazırlamak için dünyanın parasını alıyor.
Teknolojik gelişmelerden ve internetten fazla anlamayan kişi veya kuruluşların paraya kıyıp böyle bir hizmet almalarını şiddetle öneririm.
İster bir bisküvi markası olsun, ister bir politikacı isterse de gazeteci. Hepsine lazım. Rezil ile vezir arasındaki ince çizginin doğru tarafında kalabilmek için.
Sitesinin girişine aldığı reklamın gelirleri danışmanlık şirketinin ücretini ödemeye henüz yetmeyenler için Home-made Reputation Defender esaslarını sıralayalım:
1- Hakkında internette neler yazıldığını düzenli olarak kontrol et. Sözlük dışında da ara bu bilgileri. Google’da kendi isim ve soyadını arattırmanın yanında sana verilmiş olabilecek lakaplar üzerinden de arama yap, kontrol et.
2- Bulabileceğin her türlü sonuca serinkanlılıkla yaklaş. Demokrasilerde farklı fikirler olabileceğini ve bunları ifade etme hakkının BM evrensel insan hakları beyannamesi çerçevesinde garanti altına alındığını hatırla. Bu çerçevenin sınırlarını bağlı bulunduğun coğrafyanın kendine has şartlarına göre değil, evrensel olarak çiz. Bu seni daha progresif, daha bir ”dünya adamı” veya ”markası” (ya da her neysen) olarak gösterir. Karşındaki milyonları küçümseme. Agresif olma.
3- Yanlış, yalan veya kasıtlı olarak girilmiş bir içerikle karşılaşma ihtimaline karşı öncelikli olarak bir kriz planı hazırla. Bu planı hazırlarken doğru veya yanlış enformasyonun dijital ortamlarda yayılma hızını göz önüne al. Dijital olmayan hayatta almaya alışkın olduğun etkili tedbirlerin burada ters tepip sana geri vurabileceğini ya da en iyi ihtimalle etkisiz kalacağını hesap et.
4- Sana karşı kollektif bir saldırı olduğunu düşündüğün durumlarda aynı metodla ve aynı şiddette cevap vermeye çalışma. Kendi kişisel veya kurumsal siten üzerinden yapacağın serinkanlı bir açıklama ile çok daha fazla puan kazanman mümkün.
5- Kariyerini, ürününü, markanı cidden sarsacak, zarar verecek bir durum yoksa cevap bile verme.
6- Hakkında sürekli eleştiri veya saldırı görüyorsan bir dur, düşün. Biraz kendini yokla. Acaba bir yerde hata mı yapıyorsun? Varsa hatan, düzeltmeye çalış.
7- Yine de internet ve onu oluşturan kitlelerle yıldızın bir türlü barışmıyorsa, adının üzerinden atılıp tutuluyorsa;
a) evinden dışarı çıkma ve hiçbir konuda görüş belirtme
b) ismini değiştir
Bu konuda bir başka yazı, Prometheus’dan.
No related posts.
Kendi kuyruğunu yiyen ouroboros gib olmuş bu yazı. Zekice!
ağlayarak mahkemeye gidenlere selam olsun.
Pörtlemiş diş macunu ve ağlayarak mahkemeye gitmek… http://bit.ly/caY7pC
This comment was originally posted on Twitter
"İster beğenin ister beğenmeyin, internet ve anonimlik çok daha uzun süre kolkola gidecek. Böyle de olması gerekli. Neden böyle olması gerektiğini ise en iyi ‘‘gazeteciler” (bilhassa tırnak içinde) bilmeli. Meslek hayatı boyunca herhangi bir yolsuzluk, uygunsuzluğu haber vermek üzere kimliğini gizleyen bir kaynaktan belge almamış bir gazeteci olabileceğini düşünmek bile istemiyorum. Yoksa gazetecilik artık öyle yapılmıyor mu?"
This comment was originally posted on FriendFeed
İnternette isminin lekelenmesine seyirci kalacak kadar geniş olmayanlar ne yapsın?. http://bit.ly/caY7pC
This comment was originally posted on Twitter
1- Hakkında internette neler yazıldığını düzenli olarak kontrol et. Sözlük dışında da ara bu bilgileri. Google’da kendi isim ve soyadını arattırmanın yanında sana verilmiş olabilecek lakaplar üzerinden de arama yap, kontrol et.
This comment was originally posted on FriendFeed
2- Bulabileceğin her türlü sonuca serinkanlılıkla yaklaş. Demokrasilerde farklı fikirler olabileceğini ve bunları ifade etme hakkının BM evrensel insan hakları beyannamesi çerçevesinde garanti altına alındığını hatırla. Bu çerçevenin sınırlarını bağlı bulunduğun coğrafyanın kendine has şartlarına göre değil, evrensel olarak çiz. Bu seni daha progresif, daha bir ”dünya adamı” veya ”markası” (ya da her neysen) olarak gösterir. Karşındaki milyonları küçümseme. Agresif olma.
This comment was originally posted on FriendFeed
3- Yanlış, yalan veya kasıtlı olarak girilmiş bir içerikle karşılaşma ihtimaline karşı öncelikli olarak bir kriz planı hazırla. Bu planı hazırlarken doğru veya yanlış enformasyonun dijital ortamlarda yayılma hızını göz önüne al. Dijital olmayan hayatta almaya alışkın olduğun etkili tedbirlerin burada ters tepip sana geri vurabileceğini ya da en iyi ihtimalle etkisiz kalacağını hesap et.
This comment was originally posted on FriendFeed
4- Sana karşı kollektif bir saldırı olduğunu düşündüğün durumlarda aynı metodla ve aynı şiddette cevap vermeye çalışma. Kendi kişisel veya kurumsal siten üzerinden yapacağın serinkanlı bir açıklama ile çok daha fazla puan kazanman mümkün.
This comment was originally posted on FriendFeed
5- Kariyerini, ürününü, markanı cidden sarsacak, zarar verecek bir durum yoksa cevap bile verme. Edit: ”marka” ve ”ürün” lafını kullandığım için çok özür dilerim. Bunu hiç yapmamış olmayı dilerdim.
This comment was originally posted on FriendFeed
5- Kariyerini, ürününü, markanı cidden sarsacak, zarar verecek bir durum yoksa cevap bile verme.
This comment was originally posted on FriendFeed
6- Hakkında sürekli eleştiri veya saldırı görüyorsan bir dur, düşün. Biraz kendini yokla. Acaba bir yerde hata mı yapıyorsun? Varsa hatan, düzeltmeye çalış.
This comment was originally posted on FriendFeed
7- Yine de internet ve onu oluşturan kitlelerle yıldızın bir türlü barışmıyorsa, adının üzerinden atılıp tutuluyorsa;a) evinden dışarı çıkma ve hiçbir konuda görüş belirtmeb) ismini değiştir
This comment was originally posted on FriendFeed
Bir çok kişi ve marka web 2.0'ın başlangıcından itibaren, ki bu Türkiye için Ekşi Sözlük'le oldu, online itibarlarını korumak durumundalar. Online itibar yönetimi aslında Türkiye için yeni bir kavram. İlerleyen zamanlarda da önemi artacaktır.
Çok güzel bir yazı olmuş. Teşekkürler.
http://ff.im/p1h2V
This comment was originally posted on FriendFeed
İnternette sert eleştirilere, isminin lekelenmesine seyirci kalacak kadar geniş olmayanlar ne yaps.. http://bit.ly/caY7pC
This comment was originally posted on Twitter
Oldu, haşmetmeap Kral Julien… Başka emrin?
This comment was originally posted on FriendFeed
#6 nefis..
This comment was originally posted on FriendFeed
endless love virus bu yazının son bolumu emir kipinde yazılmış olup aslında tavsiye niteliginde sarkastik bilgiler iceriyor neden içerige diil de usluba takılıyosunuz? burada bahsedilen senin, benim hepimizin hak ve ozgurluklerine yapılan bir saldırıyı kınamak neden boyle ilkokul cocugu egosuyla hareket edip buyuk resmi goremeyip kisisel komplekslerinize yeniliyorsunuz? siz derken saygımdan diil sen ve senin turevlerine hitap ediyorum..
This comment was originally posted on FriendFeed
internette ünlü olmamak güzelmiş (:
This comment was originally posted on FriendFeed
Anoymous Nedir, Ne Değildir? Bilişim Uzmanları Eğitim Programı, Kurs 101 | Postdijital
[...] çıkarılmasına karşı yapılmış bir eylemleri olduğunu anımsayan olacaktır. Google Bombing adı verilen bir yöntemle google’da yapılan ”dangerous cult” aramalarının [...]