Kölelik yolunda

15 Mayıs’ın gerçekten kanatlarımızın altına iyi rüzgar verdiği günlerde, bir sosyal paylaşım ortamında şöyle demiştim:
durun! pornografiye özgürlükle bitmiyor! korporatizm ve tekelci anlayışa da karşıyız. yabancı online bahis sitelerinin erişim engelini kabul etmiyoruz!
Bu söylemi, gerçeklerle ilişkisini kesmiş, şımarık bir anarşist/liberteryen (veya artık ne dedilerse) çığırtısı olarak algılamış olanların varlığına eminim. Oysa Avrupa’dan ve dünyadan kendi insanlarına serbest dolaşım hakkını dostlar alışverişte görsün misali isterken, mallara ve hizmetlere duvar ören, yasak ve tekellerle insanların ”güya” kendi iyilikleri için kendi adlarına seçme özgürlüklerini alıp, bu en doğal haklarını ”kutsal vergi” teranesinin arkasında, haracını en kolay toplayabileceği kendine yandaş şirketlere, danışıklı dövüşlü, şikeli biçimde peşkeş çeken bir organizasyona dikkat çekmek istemiştim ben.
O günden bugüne hepimizin tanık olduğu bir başka olay, ticarete olduğu gibi spora da sonuna kadar müdahil olmuş, parmaklarına bulaşacak balı yalama hayali ile dirseklerine kadar bal küpüne gömülmüş bu hantal aparatın, her gece pederasti olarak tanımlanabilecek bir formatta koynuna aldığı futbol adlı sevgilisini aniden namussuz ilan edip, bu pisliği ”sözde” temizlemeye karar vermesine şahit olmaktı.
Biraz amiyane olacak ama; ”e güzelim, her gece bunu düzen sendin”.
Kölelik Yolu, Friedrich Hayek‘in 1940-43 de yazdığı eserinin adı. Hayek bu eserde, sosyalizm, nasyonal sosyalizm ve faşizmin insanları nasıl esir aldığının bir dökümünü yapıyor. Bu linkde, eserin kısa bir özetinin, çizimlerle verilmiş hali var.
Hayek, 17. sayfada son adımı ”spor” olarak tanımlıyor ve detaylı bir biçimde planlandığına vurgu yapıyor.
18. sayfa ise vatandaşların köleye dönüşümü tamamladıkları için bitişin sayfası.
Berlin Olimpiyatlarına Hitler’in verdiği önemi hepimiz biliyoruz da, eğer bir yerlerden bulabilirseniz Sovyetlerin o efsanevi buz hokeyi takımından geriye kalan oyuncularla yapılan belgeseli de izlemenizi tavsiye ederim. Sonra bizim 19 Mayıs’larımız…
İstediği gibi atını oynatamadığı, dişini geçiremediği yerde agresifleşen bu devasa aparatın gazabından Tanrı inananlarını korusun. Biz inanmayanlar başımızın çaresine bakarız. Ancak büyük bir kulübün yeni stadının açılışında yaşanan rezalet, o rezalette taraf olanların bugün mükafatla geldiği yerler de akıllarımızdan çıkmasın.
Hayek’in koca eserininin fotoromanından 17. sayfaya baktıktan sonra, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı, Talim Terbiye Genel Müdürlüğü’nün adı bir yerde anıldığında iki defa düşüneceğinizi umarım.
Organize terör şebekesinin 10 ayda kurulanı ile 100 yılda kök salmışının arasında, yaratabildiği enstitüleri ile o kadar fark olsun.
No related posts.

şu videoyu paylaşmak istedim
http://dotsub.com/view/32de7054-5d38-478b-9eae-5f…
linki allah rahmet eylemiş