Sep 112009

Korsanlığın hırsızlık olduğunu lügata yerleştirmek isteyenler aynı zamanda kültür/sanat tüketicilerine adalet sisteminin halihazırdaki kanunlarını referans almalarını, kanunlara saygılı olmalarını hatırlatan kesim. Bunu yaparken  adalet sisteminin içinde yer almayan bir yorumu yapmaları ve yerleştirmeye çalışmaları o yüzden ilginç.

Yazdığınız kitabın bir telif hakkı davasını avukatınıza verip, onun davayı ”hırsızlık” kategorisinde sürdürmesini isteseniz, kaybedeceğiniz çok açık. İnsanlarda yanlış bir düşünce var. Adalet sistemi ve kanunlar bize neyin doğru, neyin yanlış olduğunu göstermez. Kanunlar kanun koyucu tarafından vatandaşlara ”adaletli bir dünya” sağlama çabasıyla ortaya çıkmıştır. Ancak kanunların adaleti sağladığı veya etik olan davranışı desteklediği savı tüm tanımının tersyüz edilmesi demek.

Telif hakkı herşeyden önce fiziki eşyalara sahip olma hakkımızın aksine doğal bir hak değil. Telif hakkı tırnak içinde ”özgürlük kısıtılayıcı” bir hak. Amacı yaratıcılığı ve bilginin yayılımını desteklemek, bunları toplumun yararına destekleyecek kuralları belli bir denge içersinde bizlere sunmak (idi). Orjinal ressamından bir yağlıboya tablo aldığında tablo artık senin malın. Evine götürüp, ters çevirip asabilirsin, istersen paralayıp çöpe atarsın. Ya da atölyende karşına alıp yeteneğin ölçüsünde bir kopyasını da yapabilirsin. Kendi becerin elvermiyorsa, elinden gelen profesyonel birine de kopyalattırabilirsin. Bilinenin aksine sık uygulanan bir yöntem bu kolleksiyoncular tarafından. Evin duvarları kopyalar ile doluyken, orjinaller emin bir yerde kilitli. Yapamayacağın tek şey, bu kopyaları para ile satmak. Ayrıca bu kopyaların ”gerçek” olduğunu iddia etmek te sahteciliğe girer. Buraya kadar hırsızlık  kategorisine giren birşey yok.

Peki biraz daha bu ”hırsızlık” teması ile oynayalım fantezimizde. Son günlerde gündemde olan Zülfü Livaneli‘nin sitesine gittiğimde bir fotoğrafını görüyorum. Fotoğrafı görür görmez hırsız oluyorum (bazılarına göre) teknik olarak. Çünkü benim bilgisayarım Zülfü’nün sunucusundan o fotoğrafın bir kopyasını istiyor. Resmi görmem ancak bu kopyanın benim bilgisayarıma gelmesi ile mümkün. Bu kopya benim bilgisayarıma geldiği anda ise benim ”malım” oluyor. Fare ile masaüstüme çekip Zülfü Livaneli’ye fotoşopla bir ortodox yahudi saç traşı yapabilirim. Bu fotoğrafı Barış Atasoy‘a mail ile atabilirim. Büyük bir ihtimalle bunların hiçbirini yapmam, çöp kutusuna atarım. Tamamen benim bileceğim iş. Telif hakkı ile sahip olma hakkı arasındaki farkı anlamak önemli. Böylelikle DRM korumalı DVD/CD gibi materyallere para verip aldığımız zaman esasında hakkımızın ne olduğu, aldığımızın ne olduğunu anlamak açısından da önemli. Satın aldığınız yağlıboya tablonun ressamının evinizin duvarlarını, mahzenini, giren çıkanı denetleme mekanizmasını devlete ve mahkemelerine kurdurması, bu hak için lobi yapması kulaklara bilmiyorum nasıl geliyor. Adalet sisteminin yukarıda en başta bahsettiğim doğru ve yanlışı, etiği bizlere gösteren otoriter bir sistem olmadığı, aksine ironik ve çelişkili olduğu bu örnekten de kolayca anlaşılmıştır. Ressamın evinizi gözlemesi, parasını verip aldığınız tabloyu elinizden geri almaya çalışması şu adalet sisteminde dahi kendini hapise yollamaya yeter. Oysa başka bir tarafta….

Deniyor ki, internetin yaygınlaşması artık telif haklarının değiştirilmesini gerektiriyor. Çok da doğru değil esasında. Korsan kopyalama telif hakları tarihi boyunca yasal değildi zaten. İnternetin değiştirdiği temel birşey yok. İnternet yalnızca bariyerleri indirdi, Gutenberg’in matbaasının bir dönem soyunduğu devrimin önderliği rolünü üstlendi. Yalnız Gutenberg’in karşısıına çıkan devlet ve kilisenin bugün başka adlar altında yine bu devrime taş koymaya çalıştığını görüyoruz.

Bugün satın aldığınız bir CD ile aslında modası çoktan geçmiş, yaşamaması gereken oligopol e para döküyoruz. Sanatçının kendisi yerine çok uluslu şirketlerin ve kendilerine ait bürokrasilerinin devam ettiricilerine gidiyor bu paralar. Tekniğin uzun zamandır mümkün kıldığı ”dijital dağıtım” gerçekleştirilebilse hem kültür ve sanat tüketicileri için fiyat büyük oranda inecek, hem de paranın büyük kısmı üretenin cebine girecek. Şu an böyle yürümüyor işler. Kültür tüketicilerinin cebinden çıkan muazzam rakamlar reklama, direktörlerin maaşlarına, bonuslarına, uçaklara, tırlara, dizele ve son olarak da adalet sisteminin kaynaklarını büyük ve çokuluslu şirketlerin çıkarları peşinde koşarken yaptıkları harcamalarına gidiyor. Tüm bu olanları evrimin tarihe gömmeye çalıştığı dinazorları suni teneffüsle yaşamda tutmaya çalışmaya benzetebiliriz. Bu sirkin devam etmesini isteyenler çok, bir sirk seyrettiğinin farkında olmayanlar ise onlardan daha çok.

Esasında tüm konu artistlerin, müzisyenlerin, sanatçıların cebine giren, girecek, gireceği halde kaybolan paralar değil. Konumuz, insanlığın modern kültür mirasının kimin tarafından kontrol edileceği. Eğer bu kontrolün ulusal veya uluslararası medya devleri, çıkar organizasyonları tarafından yapılmas gerektiğini düşünüyorsanız Mü-Yap’ı, Holywood’u, Ifpi’yi, Warner Bros’u ve onların kazanç ve çıkar makinalarına göre kanun yapan adalet sistemini destekliyorsunuz.

18 Responses to “Dinazorlara Suni Teneffüs”

  1. 5 Posta says:

    Korsanlığın hırsızlık olduğunu lügata yerleştirmek isteyenler aynı zamanda kültür/sanat tüketicilerine adalet sisteminin halihazırdaki kanunlarını referans almalarını, kanunlara saygılı olmalarını hatırlatan kesim. Bunu yaparken adalet sisteminin, kanunların içinde yer almayan bir yorumu yapmaları ve yerleştirmeye çalışmaları o yüzden ilginç.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  2. 5 Posta says:

    Orjinal ressamından bir yağlıboya tablo aldığında tablo artık senin malın. Evine götürüp, ters çevirip asabilirsin, istersen paralayıp çöpe atarsın. Ya da atölyende karşına alıp yeteneğin ölçüsünde bir kopyasını da yapabilirsin. Kendi becerin elvermiyorsa, elinden gelen profesyonel birine de kopyalattırabilirsin. Bilinenin aksine sık uygulanan bir yöntem bu kolleksiyoncular tarafından. Evin duvarları kopyalar ile doluyken, orjinaller emin bir yerde kilitli. Yapamayacağın tek şey, bu kopyaları para ile satmak. Ayrıca bu kopyaların ”gerçek” olduğunu iddia etmek te sahteciliğe girer. Hırsızlığa hala gelemedik.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  3. Ex Instance says:

    Eşi benzeri olmayan, olması da beklenmeyen, tek kişinin satın alabildiği eserler için bu mantık geçerli olabilir 5 Posta. Kanunları ben yapmadım; dolayısıyla haberim de yok ve benim için işletemezsiniz diye ortaya atabiliriz kendimizi ama bunu yapamayacağıma dair yine bana sorulmadan evrensel hukuk normlarına girmiş bir ilke ile elimi kolumu bedenimi bağlayabilirler. Buna pratikte karşı durulabilir mi şu anda sence; fikren herşeyi tartışabilme özgürlüğümüz olduğu halde?.. Yazıyı okumadan soruyorum; yukarıdaki mantığı eserin özelliği gereği birden fazla kişinin satın alması beklenen kitap ve müzik gibi ürünlere nasıl uygulayabiliriz?.. Kıyamet tam o noktada kopuyor; fikrini merak ediyorum.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  4. Ozgur Uckan says:

    "Deniyor ki, internetin yaygınlaşması artık telif haklarının değiştirilmesini gerektiriyor. Çok da doğru değil esasında. Korsan kopyalama telif hakları tarihi boyunca yasal değildi zaten. İnternetin değiştirdiği temel birşey yok. İnternet yalnızca bariyerleri indirdi, Gutenberg’in matbaasının bir dönem soyunduğu devrimin önderliği rolünü üstlendi. Yalnız Gutenberg’in karşısıına çıkan devlet ve kilisenin bugün başka adlar altında yine bu devrime taş koymaya çalıştığını görüyoruz."

    This comment was originally posted on FriendFeed

  5. Ozgur Uckan says:

    "Esasında tüm konu artistlerin, müzisyenlerin, sanatçıların cebine giren, girecek, gireceği halde kaybolan paralar değil. Konumuz, insanlığın modern kültür mirasının kimin tarafından kontrol edileceği. Eğer bu kontrolün ulusal veya uluslararası medya devleri, çıkar organizasyonları tarafından yapılmas gerektiğini düşünüyorsanız Mü-Yap’ı, Holywood’u, Ifpi’yi, Warner Bros’u ve onların kazanç ve çıkar makinalarına göre kanun yapan adalet sistemini destekliyorsunuz."

    This comment was originally posted on FriendFeed

  6. Ozgur Uckan says:

    Ex’in sorusunu boğdum galiba?? 5 Posta??

    This comment was originally posted on FriendFeed

  7. Ozgur Uckan says:

    Bir de şu var: http://ff.im/7WgS2 Bütün bu tartışmaları toparlayıp bir "korsan açılımı" yapsak??

    This comment was originally posted on FriendFeed

  8. Ex Instance says:

    Tamam, okumuş kadar oldum Hocam, teşekkür ederim. :) Ben ticarete ve paraya doğuştan olmasa da sonradan olma karşı olanlardanım. Eser sahiplerinin eserlerini doğrudan sisteme girip arada aracı olmadan talep sahiplerine bire bir sunabilmelerini destekliyorum, desteklemeye de çalışıyorum bir süredir cılız da olsa fiilen ama beceremiyorum. Buyrun, birlikte yapalım, gerekiyorsa birlikte girip yatalım. ;)

    This comment was originally posted on FriendFeed

  9. Ozgur Uckan says:

    Ex, aslında fena olmaz. Zaten tatil de yapamadım.. Kitap filan okurduk Korsan Koğuşu’nda (internetimiz olmayacağından mütevellit:))) Dürüstçe söylüyorum: Bu konuda benim de kafam aslında bir miktar karışık. Onun için ortalığı yemleyip bir zemin oluşsun da "bin çiçek açsın" diye bekliyorum…

    This comment was originally posted on FriendFeed

  10. 5 Posta says:

    Ex- Korsan Partisi’nin feed inde daha önce girdim galiba. Bu hareketin el attığı alanlardan biri de eser sahiplerine aracılara köle olmadan nasıl okuyucusuyla/dinleyicisiyle yeni teknolojiyi kullanarak buluşabileceğini anlatmak olsa iyi olur gibime geliyor. Çünkü bilmiyorlar ve bilmedikleri şeylerden korkuyor insanlar.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  11. 5 Posta says:

    Ex- Korsan Partisi’nin feed inde daha önce girdim galiba. Bu hareketin el attığı alanlardan biri de eser sahibine aracılara köle olmadan nasıl okuyucusuyla/dinleyicisiyle yeni teknolojiyi kullanarak buluşabileceğini anlatmak olsa iyi olur gibime geliyor. Çünkü bilmiyorlar ve bilmedikleri şeylerden korkuyor insanlar.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  12. 5 Posta says:

    Bir geçiş dönemi olacak muhakkak, ancak sonucunda eser/fikir sahibi hem maddi hem de manevi olarak kazanacak bu asalaklardan kurtulmakla. Espresso Book machine’i konuşuyoruz, yayınevlerinin yerini alıp alamayacağını göreceğiz. Muhakkak karşı çıkacaklar, o kesin. Daha önce kimsenin bilmediği rakamlar vardı. iTunes da satın aldığın 1 şarkının % 7 si artistin cebine giriyor. Cd de ise bu oran % 4. Bu rakamlar sırf sanatçının değil, tüketicinin de kanına dokunuyor.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  13. Ozgur Uckan says:

    "Bugün satın aldığınız bir CD ile aslında modası çoktan geçmiş, yaşamaması gereken oligopol e para döküyoruz. Sanatçının kendisi yerine çok uluslu şirketlerin ve kendilerine ait bürokrasilerinin devam ettiricilerine gidiyor bu paralar. Tekniğin uzun zamandır mümkün kıldığı ”dijital dağıtım” gerçekleştirilebilse hem kültür ve sanat tüketicileri için fiyat büyük oranda inecek, hem de paranın büyük kısmı üretenin cebine girecek. Şu an böyle yürümüyor işler. Kültür tüketicilerinin cebinden çıkan muazzam rakamlar reklama, direktörlerin maaşlarına, bonuslarına, uçaklara, tırlara, dizele ve son olarak da adalet sisteminin kaynaklarını büyük ve çokuluslu şirketlerin çıkarları peşinde koşarken yaptıkları harcamalarına gidiyor. Tüm bu olanları evrimin tarihe gömmeye çalıştığı dinazorları suni teneffüsle yaşamda tutmaya çalışmaya benzetebiliriz. Bu sirkin devam etmesini isteyenler çok, bir sirk seyrettiğinin farkında olmayanlar ise onlardan daha çok."

    This comment was originally posted on FriendFeed

  14. Ozgur Uckan says:

    "Esasında tüm konu artistlerin, müzisyenlerin, sanatçıların cebine giren, girecek, gireceği halde kaybolan paralar değil. Konumuz, insanlığın modern kültür mirasının kimin tarafından kontrol edileceği. Eğer bu kontrolün ulusal veya uluslararası medya devleri, çıkar organizasyonları tarafından yapılmas gerektiğini düşünüyorsanız Mü-Yap’ı, Holywood’u, Ifpi’yi, Warner Bros’u ve onların kazanç ve çıkar makinalarına göre kanun yapan adalet sistemini destekliyorsunuz."

    This comment was originally posted on FriendFeed

  15. Ozgur Uckan says:

    Sıkı yazı olmuş.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  16. 5 Posta says:

    Biliyorum, son zamanlarda biraz ölü toprağı var üzerimde. Biraz önümü göreyim bombalamaya devam…

    This comment was originally posted on FriendFeed

  17. Ozgur Uckan says:

    Ben de hareket gelsin diye paylaştım zaten :) ))

    This comment was originally posted on FriendFeed

Leave a Reply

(required)

(required)

Ne yapıyorsanız yapın!!! Suffusion WordPress theme by Sayontan Sinha