Bugüne kadar telif hakları üzerinde yoğunlaştırken ağırlığı müzik ve filmlere verdim, patent üzerine kendi ilgi alanım olmadığı için girmedim. Pozitifpc’den değerli Barış Atasoy’un konuyla ilgili merakını hafifletmek, hem de zaman zaman ele aldığım olası bir kurulacak Korsan Parti’nin arkasında durması gereken ideolojinin açılımını yapmak amacıyla bu yazıyı yazıyorum.
Patent konusunu işlerken hem ”küçük, amatör buluşcu”yu hem yüksek teknoloji üreten şirketleri ele alayım istedim. En son olarak da patent dediğimiz zaman özel bir yeri olan ilaç endüstrisine değineceğim.
Patent dediğimiz zaman aklımıza evinin garajında izole bir şekilde hayatı boyunca üzerine çalıştığı teknolojiyi geliştirmeye, insanlığın yararına kullanıma hazır hale getirmeye çalışan yarı çılgın insanlar geliyor. Genelde üstüne başına dikkat etmeyen, deli profesör tipli, açlıktan nefesi kokan idealist insanlar…
İşin gerçeği şu ki bugün yukarda bahsettiğimiz vatandaşın Avrupa’da bir patent çıkarması durumunda karşılaması gereken masraf 50,000 avro. Üstelik yıllarca süren bir bürokratik işlem dizisini de gerektiriyor. Patent alınınca da iş bitmiş olmuyor. Olası bir patent ihlali durumunda işin mahkemeye gitmesi durumunda ise yüzbinlerce avroluk bir masraf ta onları bekliyor.
Yani bir patenti çıkartmak, patent portfolyosunu elinde tutmak ve savunmak o kadar pahalı ki, yalnızca büyük şirketlerin buna gücü yetmektedir. Yani garajında birgün buluşu ile zengin olmayı bekleyen mucitin çizilen profili gerçeğe pek uymayıp olayın romantize edilmiş halidir. Zaten gerçekte de buluşları yapabilmek için pahalı düzeneklere sahip olmak gerekli. Örneğin aeordinamik konusunda bir buluş yapmak için bir rüzgar tüneline ihtiyaç var.
Peki nasıl olacak? Yani patent sistemi gömülürse aradan çok nadir de olsa çıkacak bu bireysel mucitler nasıl emeklerinin karşılığını alacak. Cevap çok da zor değil… Büyük bir ihtimalle işverenleri olna büyük şirketler bu buluşları onların adına destekleyip patent alarak ürünlerinde kullanarak piyasada benzeri ürünler arasında fark yaratmaya bakacaklar. Şu anda da bu işlerin işleyiş tarzı böyle zaten.
Büyük Şirketler cross-licensing agreements’ a sırtlarını dayıyorlar
Patent savunucuları şirketlerin ürünlerini patentle koruması gerektiğini bu şekilde buluşlarının diğer şirketler tarafından başka ürünlerin üzerinde kullanarak haksız rekabete maruz kalmamaları gerektiğini iddia ediyor. Bunun pek doğru olduğunu düşünmüyorum ben.
Mobil telefon üretimini ele alalım. Burada üreticiler aralarında cross-licensing agreements yapmadan herhangi bir ürünü ortaya çıkarmaları mümkün değil zaten. Bu anlaşma ile üreticiler birbirlerinin patentlerini özgürce kullanma hakkına sahip olurlar. Modern endüstrilerde bir ürün belki de 100 den fazla patenti içerir. Örneğin Nokia 50 adet patente kendi sahipse yeni bir ürünü geliştirmek için belki 50 tane de Ericsson’a ait patente ihtiyaç duyar. Ve belki bir 50 adet de Motorola’ya… Yani işin gerçeği, hiçbir büyük aktör kendi patentini rakibine karşı avantaj sağlayacak şekilde kullanamıyor.
Cross-licensing anlaşması olmadan kimsenin birşey üretmesi mümkün değil. Buna tarihi bir örnek de vermek mümkün. Havacılığın ABD deki emekleme döneminde Wright kardeşler uçak üretebilmek için gerekli birtakım patentleri kendilerinin üzerine almışlardı. Ancak gerekli olan diğer patentlerin sahibi ise başkalarıydı. Bunun sonucu olarak havacılığın önceki yüzyıldaki önemli girişimleri maalesef bürokrasiye takılıp geride kaldı. Bu patentlerin sahipleri mahkemelerde aralarında anlaşmaya varıncaya kadar Fransa uçak üretimi konusunda liderliği eline aldı. Kıtanın öbür tarafında Amerikan patentleri bir engel oluşturmuyordu.
ABD’nin bürokrasiye ve patent kanunlarına teslimiyeti ta I. Dünya savaşına kadar sürdü. O dönem bir uçak endüstrisine ciddi anlamda ihtiyaç duyan ABD’de uçak teknolojisi üzerine tüm patentler millileştirildi.
Büyük şirketler için patentin işleyişi yukarda açıklamya çalıştığım şekli ile oluyor. kendi patentinizi koruyup piyasada bir öncelik kazanacağınız iddia edilse de asıl yapılan patentlerinizi rakiplerinizin kucağına açıkca atmanız. Bu işten asıl çıkar sağlayanlar patent danışmanları ve patent hukukçuları.
PATENT VE İLAÇ ÜRETİMİ
2007 den bir rakam ama… Dünyada 33 milyon HIV mikrobu taşıyan AIDS hastası var. Bunların 22,5 milyonu Afrika’da Sahra’nın güneyinde yaşıyor. Büyük bir ihtimalle kurtarılamayacak bu insanlar. Tabii ki 3. dünyanın pekçok problemi var ve ilaç bunlardan yalnızca biri. ABD ve zengin Batı’nın bu insanlara söylediği şudur;
Evet, biz de biliyoruz… Tüm bu ilaçları üretmeniz mümkün ve bu da birçok vatandaşınızın hayatınızı kurtaracak. Ancak ilaç şirketleri için inanılmaz bir gelir kaybı olurdu bu. Bunu maaleef karşılayamayız.
Tabii bu ahlaki olarak kabul edilemez birşey. Üstelik ekonomik olarak da savunmasını yapmak pek mümkün değil. örneğin Avrupa’da devletin ilaç fiyatlarındaki sübvansiyounu neredeyse % 80. Oysa bu rakamın yalnızca % 15 i bu ilaçların geliştirilmesi için araştırmalarda kullanılıyor. Devletin bu giderini hem indirmek, hem de ilaç geliştirimi için yapılan araştırmalara daha fazla para ayırmak mümkün.
The European Federation of Pharmaceutical Industries and Associations’un raporunda da görüleceği gibi şu anda da zaten devlettir ilaç endüstrisinin araştırmalarını ve geliştirmelerini finanse eden. Bunu ilaçlara yüksek ödemeler yaparak mümkün kılıyorlar.
Oysa devletler işbirliği yaparak araştırmaları direk finanse etseler, daha sonra bu araştırma sonuçlarını tamamen serbest bıraksalar, daha sonra da bu araştıma sonuçlarını kullanarak ilaçları üreten şirketlerden rekabete açık bir piyasada ilaçları satın alsalar hem fiyatlar aşşağıda tutulur, hem de araştırma ve geliştirmeye daha fazla kaynak ayrılması mümkün olurdu.
Bu düşünce havadan alınma bir düşünce değildir. Ekonomist Dean Baker (Center for Economic and Policy Research) alternatif bir ilaç patenti için 4 öneri getirdi. Bu onlardan biridir.

Özellikle ilaç patentlerindeki adaletsiz duruma uyanmak gerek: "Oysa devletler işbirliği yaparak araştırmaları direk finanse etseler, daha sonra bu araştırma sonuçlarını tamamen serbest bıraksalar, daha sonra da bu araştıma sonuçlarını kullanarak ilaçları üreten şirketlerden rekabete açık bir piyasada ilaçları satın alsalar hem fiyatlar aşşağıda tutulur, hem de araştırma ve geliştirmeye daha fazla kaynak ayrılması mümkün olurdu."
This comment was originally posted on FriendFeed
İlaç patentleriyle alakalı bir başka çok önemli konu daha var. Dünyanın herhangi bir bölgesinde herhangi bir hastalığı iyileştirmek için o yöre halkı tarafından kullanılan bir biyolojik madde, bir ilaç şirketi tarafından patentlenebiliyor. Böylelikle insanların yüzyıllar boyunca herhangi bir kısıtlamayla karşılaşmadan ve herhangi bir kısıtlamaya neden olmadan gerçekleştirdikleri bir davranış birdenbire illegal konuma düşebiliyor. Bu insanlar kendi kültürel davranışlarını uygulamaktan men ediliyorlar. Uygulamak istediklerinde patent sahibine belirli bir ödeme yapmak zorunda kalıyorlar. Mesela buna dair sayısız örnekten biri: Hindistan’daki neem ağacı. Bu ağaç Hindistan’da eczacılık, kozmetik, doğum kontrolü, marangozluk, tarım gibi alanlarda ve yakıt sağlamak amacıyla yüzlerce yıldır kullanılıyormuş, fakat hiçbir zaman patentlenmemiş. 1980’li yılların ortalarından bu yana Amerikan ve Japon şirketleri neem tabanlı materyallerin üzerinde bir düzineden fazla patent almış. Böylece Hint yerlileri ve araştırmacıları tarafından…
This comment was originally posted on FriendFeed
Tolga, neem agaci konusu cok ilgincmis, duymamistim daha once. Biraz bakindim, bu agacla ilgili bir patent on yillik bir mucadele sonunda iptal edilmis: http://news.bbc.co.uk/2/hi/science/nature/4333627.stm Ama baska bir suru patent daha var anladigim kadariyla. Baglanti vb. varsa onerebilecegin, makbule gecer.
This comment was originally posted on FriendFeed
@mkz, neem’le ilgili bu gelişmeyi bilmiyordum, iyi oldu bu link. Bir ara birkaç makale bulmuştum patentlemenin bu yönüyle ilgili; ama hard diskin hangi derinliklerindedir, hala duruyor mudur, bir bakmam lazım
This comment was originally posted on FriendFeed
Tolga’nın sözünü ettiği neem ağacı yüzlerce örnekten sadece biri. İlaç patentlerindeki adaletsiz durum her geçen gün ağırlaşıyor. Bu konuda uluslararası düzlemde çalışan çok güçlü lobi şirketleri kullanıyor ilaççılar. Yeni ortaya çıkan bir başka tehlike de biyoteknoloji ve özellikle genetik tarım temelli gıda teknolojisi patentleri. Tohum patentleri… Bunlar birer birer monopollerin eline geçiyor. Gıda ekonomisi ciddi savaşlara gebe.
This comment was originally posted on FriendFeed
Patent ve Korsan Parti | Post Dijital http://ff.im/-ceqFj
This comment was originally posted on Twitter
"Patent konusunu işlerken hem ”küçük, amatör buluşcu”yu hem yüksek teknoloji üreten şirketleri ele alayım istedim. En son olarak da patent dediğimiz zaman özel bir yeri olan ilaç endüstrisine değineceğim."
This comment was originally posted on FriendFeed
[...] http://www.pusula.tv/ http://www.bbc.co.uk/ http://5posta.org/ http://korsanpartisi.org/ http://postdijital.com/ http://sansuresansur.blogspot.com/ http://www.ozguruckan.com/ [...]