Mar 062010

İsveç Tarih Müzesi – Historiska Museet –  barındırdığı 63,500 civarı eserin fotoğraflarını ve scan’lanmış 264,000 kadar katalog kartını creative commmons lisansı ile halka açıyor.

Müzenin blogundan duyurulan bu haber ile kullanıcılara müze eserlerinin fotoğraflarını ve katalog kartlarını, araştırmalarda, derslerde, bloglarda ve diğer internet sitelerinde  ticari amaçla olmamak şartı ile istedikleri gibi kullanabileceklerini bildirmişler.

Müze yönetimi kendisi bu lisansı kullanırken de lisansın hem kısa ve öz bir tanıtımını yapıyor hem de insanları bu lisansı kullanmaları için teşvik ediyor.

Creative Commons, ücretsiz bir lisans modeli olup, herkes tarafından internette dijital materyal yayınlarken kullanılabilir. Temel prensibi, eser sahibinin ürettiği fotoğraf, ses, video vs. materyalleri, bu lisans sistemini uygulayarak diğer kullanıcıların kullanma ve paylaşma şartlarını açıklayıcı bilgi vermesi.

Bu lisansın anlamı, eser sahibinin haklarından vazgeçmesi değil. Aslında, ”ben bu eserimi, şu şartlar altında paylaşıyorum’‘ diye açıklasak daha yerinde olur belki. Eser sahibi tüm haklarını kendi elinde tutmak yerine (©) bu haklarından bazılarını saklı tutup, diğerlerinden feragat ediyor (cc). hangi haklar ne şartlar altında saklı tutuluyor, bu da açıkca şu şekilde ifade ediliyor. BunlarLazım adlı siteden bazı alıntılar yapıyorum, konuyu bir yerde toplayabilmek için. Daha detaylı bilgi için sitenin kendisine gidebilirsiniz.

CC lisanslarını kullanmaya karar veren eser sahibi iki soruya cevap vermek durumundadır:

1) Eser sahibi eserin ticari kullanımına izin verecek midir?
2) Eser sahibi eserin işlenmesine[4], yani eserden faydalanılarak başka eserler oluşturulmasına izin verecek midir?

CC bu soruya üç şekilde çözüm getirmektedir:

a) İşleme tamamen yasaklanabilir.
b) Eser sahibi işlemenin yapılmasına, reprodüksiyonuna, dağıtılmasına, gösterimine ve icrasına izin verebilir.
c) Eser sahibi “b” seçeneğindeki işlemeye, işleme sonucu ortaya çıkan eserin de “aynen paylaşım”[5] koşullu yayımlanması şartıyla izin verebilir. Bunun anlamı, işleme sonucu ortaya çıkacak eserin de başkalarınca CC “aynen paylaşım” koşullu lisans kuralları çerçevesinde kullanılabilmesidir. Bu kural, sonraki diğer işlemeler için de zincirleme şekilde devam edecektir.

Nov 102009

İspanya kültür bakanı Angeles González-Sinde cuma günü İspanyol Tv sinde yaptığı açıklamada Fransızların HADOPI’sine benzer ”three strikes” kanunu benzeri bir kanunun İspanya için gündemde olmadığını ve hükümetin internet kullanıcılarını cezalandırmak gibi bir niyeti olmadığını açıkca ifade etti. Ancak bakan telif hakları ile korunan eserleri internette ticari amaçla paylaşıma açanların üzerine de şiddetle gidileceğini vurguladı.

AB üyesi ülkelerde sesini yükseltmeye başlayan Korsan Parti hareketlerinin ortak prensiplerine ters düşmeyen bir kültür bakanına üye ülkelerin en azından yarısında ihtiyacımız var. Girmeyi düşündüğümüz AB nin biz daha girmeden bize benzemesi bu ülkede değişmesi gereken şeylerin farkında olan insanlar için büyük hayal kırıklığı yaratır. ABD’nin her düdük sesinden sonra ne kadar yükseğe sıçrayacağını soran eski kıta Avrupa’nın böylesine onurlu politikacılara ihtiyacı var. İspanya’nın bu tavrı, yanıbaşındaki komşusunun Fransa olması sebebiyle daha da anlamlı. Bunu Amerikalılar da çok iyi biliyor. Zira İspanyol mahkemeleri daha önceleri defalarca P2P üzerinden dosya paylaşımının illegal olmadığı yönünde kararlar aldılar.

Hükümet bu şarkıyı söylerken İspanya internet hizmet sağlayıcılarının branş örgütü Redtel‘in sözcüsü Miguel Canalejo‘nun ise ayrı telden çalmadığını izlemek zor deği. Canalejo tüm bu kavgaların sebebinni çağa, teknolojiye uygun iş modelleri yaratamamış olan kültür & sanat, eğlence sektörü kartellerinin üzerine yıkıyor. Zavallı artistin, yazarın nasıl para kazanacağını düşünenler için yeni bir haber olabilir, bazı kesimler ise en başından beri işaret ediyor; internet kullanıcıları bu krizin sorumlusu olan taraf değil !!!

İlginçtir ki bugün telif haklarını ve internette dosya paylaşımını siyasi arenasına taşımış tüm gelişmiş ülkeler ekonomik sistem olarak ”piyasa ekonomisini” benimsemiş olanlar. Yani özel şirketlerin adil bir rekabet ortamında ürünlerini piyasaya sürerken, üretim ve dağıtımın getirdiği ekonomik külfetleri, bunların değişen teknolojiye bağlı olarak  yarattığı maliyet düşüşlerini de gözönüne alarak ürünlerin kalite ve fiyat enstrümanlarını kullanarak birbiriyle rekabet halinde olmasını gerektiriyor. Ekonomiden sokaktaki bir vatandaştan daha fazla anlamasam da bu kadarını formule etmeyi başarabildim. Peki öyleyse büyük şirketler neden çağın dışında kalıp bu oyunu beremeyince mızıkçılık yapan şımarık çocuklar gibi devlet babalarına koşup onlardan diğer çocuğu, yani internet kullanıcılarını tokatlamalasını istiyor?

Jun 292009

Diyalog ve şeffaflık Danimarka hükümetinin IT politikasındaki iki ana hedefi. 2011 e kadar da bu hedeflere ulaşmaya kararlılar.

Devlet daha akıllı ve şeffaf olmalı vatandaşı ile iletişiminde. Reboot toplantısında işlenen önemli konulardan biri de buydu önceki hafta. Ana hatlarıyla 3 önemli noktanın üzerinde duruldu.

- Enformasyona kolay erişim
- Diyalog
- Şeffaflık

Reboot uluslararası bir konferans. Dünyanın heryerinden katılımcısı var. Esas olarak Reboot yeni fikirler sahiplerinin, entrepenörlerin buluştuğu bir organizasyon. Burada konuşulanlar tabii ki devlet dediğimiz dinazorun gündeminden çok daha aktüel.

Konferansta çokca konuşulan, hükümetlerin bilgiyi vatandaşlarıyla neden bu kadar az paylaştığıydı. Örneğin, neden vatandaş Läntmäteriet’den (bizdeki tapu kadastro) bilgi alırken para ödemek zorunda? (bizdeki sistemi bilmiyorum, burada bahsi geçen Danimarka). Memur neden istenilen haritanın elektronik bir kopyasını emaile yapıştırıp vatandaşa gönderemiyor? Onun yerine bilgisayarının başına oturup aldığı çıktıyı zarfa koyup, postalıyor…

Bir kere istenilen bilgi herkes açık ve erişimi kolay olmalı.

Çevre düşünülerek bu bilgi alışverişinin otomasyonunu düzenlemek.

Devlet dairesindeki iş yükünü azaltıcı ve efektiviteyi arttırıcı çözmüler üretilmeli

ABD bu trendi yakalamışa benziyor data.gov ile. Son derece başarılı bir örnek ve büyük oranda direk olarak kopyalanabilecek bir sistem. Devlet İstatistik Enstitüsüne birkaç tıklama ile girebileceğinizi, adalet bakanlığından istediğiniz dava ile ilgili bilgiyi, Telekomünikasyon Başkanlığı’ndan hangi sitenin neden erişime engellendiğini araya memuru, beklemeyi, akrabayı sokmadan halledebilmek…

Tabii bu hizmetlerden faydalanırken vatandaşa kimlik sorulmaması enformasyona erişimi kolaylaştıracak, atlanmaması gereken, önemli bir nokta.

Ne yapıyorsanız yapın!!! Suffusion WordPress theme by Sayontan Sinha