<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Postdijital &#187; medya</title>
	<atom:link href="http://postdijital.com/tag/medya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://postdijital.com</link>
	<description>copy me &#38; copyleft</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Dec 2011 12:35:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>TRT, Kamu Hizmeti Yayıncısı Olarak Görevini Kötüye Kullanıyor</title>
		<link>http://postdijital.com/trt-kamu-hizmeti-yayincisi-olarak-gorevini-kotuye-kullaniyor/</link>
		<comments>http://postdijital.com/trt-kamu-hizmeti-yayincisi-olarak-gorevini-kotuye-kullaniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 May 2011 12:06:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif medya]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=340</guid>
		<description><![CDATA[TRT yi en son bir pazar gecesi futbol programı seyretmek için açmıştım bundan üç dört hafta önce. 1o dakikalık reklam arasından dönüldüğünde biraz önce ciddi ciddi takımda bloklar arası bağlantıdan söz eden program yapımcısının 32 dişini göstererek Vivident reklamı yapmasını gördüğüm o günü, TRT yi seyrettiğim son gün olarak not defterime düştüm. Ne şanslıyım ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Ftrt-kamu-hizmeti-yayincisi-olarak-gorevini-kotuye-kullaniyor%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Ftrt-kamu-hizmeti-yayincisi-olarak-gorevini-kotuye-kullaniyor%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>TRT yi en son bir pazar gecesi futbol programı seyretmek için açmıştım bundan üç dört hafta önce. 1o dakikalık reklam arasından dönüldüğünde biraz önce ciddi ciddi takımda bloklar arası bağlantıdan söz eden program yapımcısının 32 dişini göstererek Vivident reklamı yapmasını gördüğüm o günü, TRT yi seyrettiğim son gün olarak not defterime düştüm.</p>
<p>Ne şanslıyım ki sürekli önüme sürülen bir kanal değil TRT ve yurtdışında yaşadığım için bu saçmalığa ödediğim vergi ile katkı yapmıyorum. Ancak bu demek değil ki, kendine public service diyen bir kurumun bu yayıncılık şekline hayret edecek hakkı kendimde bulmayayım.</p>
<p>Bu Vivident reklamı bardağı taşıran son damla olmuştu benim için ama ondan önceki haftalarda da Pazar gecesi spor programlarında yaşadığım bazı gariplikler dikkatimi çekmedi değil. Örneğin her özel kanalda zaten dolu dolu futbol programları varken, TRT niye büyük harcamalar yaparak Hakan Şükür ile bir futbol programı yapıyor sorusu kafama takılmıştı. Ben tüketici olarak iyi ve ünlü isimlerin bulunduğu futbol programlarını seyretmek istediğim için zaten paralı kanalları satın alıyorum. Aynı konsept ile TRT nin bu yarışın içinde olmasını hiç anlayamadım.</p>
<p>Dün, biraz geç olsa da TRT&#8217;deki internet sansürü ile ilgili programın haberini <a href="http://engelliweb.com/" target="_blank">EngelliWeb</a>&#8216;den aldım. <a href="http://www.youtube.com/user/engelliweb#p/a/u/2/iUt_xrQlvzI" target="_blank">EngelliWeb&#8217;in kendi YouTube kanalında</a> program 3 bölüm halinde yüklenmişti. İlk bölümünün 5. dakikasına geldiğimde mideme giren kramplar yüzünden bu pespayeliğin, düşmüşlüğün, rezilliğin gerisine tanıklık edemedim.</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki, <em><strong>&#8221;eh senin bu konudaki görüşün belli. Tahammülsüzlüğünün nedeni odur&#8221;</strong></em>. Fakat gelin de şu işe yine herkesin anlayabileceği bir  temelde yaklaşalım.</p>
<h2>Kamu Hizmeti Yayınclığının (Public Service) var oluş sebebi ve misyonu</h2>
<p>Siyah-beyaz ve tek kanallı yılları çıkacak olursak, modern tv tarihinde Public Service&#8217;in yeri nedir sorusu insanın aklına geliyor. En geçerli var oluş sebebi herhalde, özel kanalların karlılık görmedikleri için yapmaktan kaçınacakları yayınların taşıyacağı bilgi ve eğitimden vatandaşları mahrum bırakmamak olarak açıklanabilir.</p>
<p>Bunun yanında, özel kanalların doğal olarak belli bir siyasi görüşe, ekonomik çıkara hizmet edebileceğinden yola çıkarak, bu durumun bir dezenformasyon yaratmaması için halkın tarafsız ve güvenilir haberlere, bilgiye ulaşması konusunda oturaklı bir altyapı oluşturması, Public Service&#8217;den beklenir her ülkede. Üstelik bu tavrı ve duruşu ile de kendine göre siyasi ve ekonomik ajandaları olan yayın kuruluşlarının yanında alternatif ve tarafsız bir  bir çizgide durup, böylelikle diğerlerinin de zıvanadan çıkmalarını önlemek konusunda serbest piyasa koşullarına uygun olarak kendine çok önemli bir görev yüklenmiş olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Bu görevi Türkiye&#8217;de üzerine almış olan TRT kurumu, ülkede yaşayan her dinde,  mezhepte, dilde, siyasi görüşte ve cinsiyette vatandaşların vergileri ile yayın yaptığı için, tamamen tarafsız bir yayın politikası izlemek ile yükümlüdür. Bunun lamı, cimi yok. Ne ekonomik ne de ideolojik olarak belli güçleri ellerinde bulunduran aktörlerle flört edemez böyle bir kurum. Bu aktörler isterse jiklet markaları olsun, isterse muhalefet veya iktidar partileri olsun.</p>
<p>Tabii ki TRT kurumunu robotların yönetmesi gerektiğini söylemiyorum. Gazeteciler, televizyoncular ve radyocular da insan oldukları için yaptıkları işlerde kendi görüşlerini, düşüncelerini öne çıkarma dürtüsünün baskın çıkması anlaşılabilir bir durum. Ancak <strong><a href="http://www.trt.net.tr/Kurumsal/YayinIlkelerimiz.aspx" target="_blank">yayıncılık ilkeleri</a></strong> dediğimiz şey işte bunun için var. (İnternet sansürü programı, TRT kurumunun kendi yayın ilkelerinin D, İ, K, L ve M maddeleri ile doğrudan çelişkili bir yayın olarak göze batıyor)</p>
<p>Herhangi bir program da kendi içinde tamamen tarafsız olmak zorunda değil. İnternet sansürü konusunda bir program yaparak yalnızca bir tarafın görüşlerine yer verirsiniz. Sonra kabul edilebilir bir zaman aralığı içinde karşıt söylemde bulunanların görüşlerini ifade edebilecekleri bir başka program hazırlayabilirsiniz. (Eğer ki iki karşı tarafı aynı programda bir araya getirmeyi düşünmüyorsanız)</p>
<p>Ancak tek bir tarafın görüşünü temsil eden kişileri &#8221;konunun uzmanları&#8221; diye lanse edip, programda bunlarla yaptığınız röportajların arasında aynı fikirleri pazarda don sütyen satar  gibi sesi garipleştirerek, kelimelerin sonunu yayarak, ardına &#8221;bammm&#8221; ve &#8221;gümmmm&#8221; efektleri koyup dramatikleştirerek, dış güçleri falan ekleyip, terörizm ile pornografi kelimelerini sürekli yanyana koyarak yapamazsınız.</p>
<p>Yaptığınız zaman ne mi olur? Yazık ki anladığım kadarıyla pek bir şey olmaz Türkiye&#8217;de. En azından görünürde ve kısa vadede. Ancak belli bir zümrenin borazanlığına soyunmak, uzun vadede ne o zümreye ne de o öten borazana hayır getirir. Halk, gündem ve gerçekler ile bağ böyle koparılır. Bu hataya ilk defa düşenler de TRT ve onu borazan olarak kullananlar  değil. Tarih, bu şekilde halk tarafından kellesi koparılan kişiler ve çöplüğü boylayan kurumlar ile dolu.</p>
<p><a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=trt+haber'in+yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1+internet+sans%C3%BCr%C3%BC+haberi" target="_blank">Ekşi&#8217;de konu ile ilgili entry</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/trt-kamu-hizmeti-yayincisi-olarak-gorevini-kotuye-kullaniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tamam da, Bu Medyayı Nasıl Tüketelim?</title>
		<link>http://postdijital.com/medyayi-nasil-tuketelim/</link>
		<comments>http://postdijital.com/medyayi-nasil-tuketelim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2011 18:45:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Takılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif medya]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda medya tarafından bizlerin tüketimine sunulan haberlerin veriliş biçimi ve kalitesine yönelik bazı gözlemlerimi paylaşasım var bu yazıda: HaberTürk&#8217;ün &#8221;Şiddeti Kadın İstiyor&#8221; başlıklı bir haberi var bugün. Habere göre, “Ailenin Korunması Sempozyumu”nda konuşan Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Psikiyatrist Prof. Dr. Oğuz Berksun şöyle demiş: Birçok kadın kendisini mağduriyetin gücüne kavuşmak üzere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fmedyayi-nasil-tuketelim%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fmedyayi-nasil-tuketelim%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Son zamanlarda medya tarafından bizlerin tüketimine sunulan haberlerin veriliş biçimi ve kalitesine yönelik bazı gözlemlerimi paylaşasım var bu yazıda:</p>
<p>HaberTürk&#8217;ün <a href="http://www.haberturk.com/polemik/haber/622154-siddeti-kadin-istiyor" target="_blank">&#8221;Şiddeti Kadın İstiyor&#8221;</a> başlıklı bir haberi var bugün. Habere göre, “Ailenin Korunması Sempozyumu”nda konuşan Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Psikiyatrist Prof. Dr. <strong>Oğuz Berksun</strong> şöyle demiş:</p>
<blockquote><p>Birçok kadın kendisini mağduriyetin gücüne kavuşmak üzere şiddete maruz bıraktırıyor. Kadın ilişkisini en son noktasına kadar zorlayıp, şiddetin çıkması sonrası mağduriyetin gücüyle hareket etme gereksinimini duyuyor</p></blockquote>
<p>Oğuz Berksun, kadınların erkeklerin üzerine <em><strong>‘’fazlasıyla gittiğini’’</strong></em> ve eninde sonunda istediklerini yaptırdıklarını savunmuş ayrıca.</p>
<p>Gazeteciliği bildiğimden değil ama biraz kulaktan dolma, biraz da bu kadar zamandır okur olmanın verdiği tecrübe ile  bir gazetenin satabilmesi, kendini okutturabilmesi için yapması gereken iki şey olduğunu söyleyebilirim:</p>
<p>İlki, bir adamın köpeği ısırmasını haber yapmak. İkincisi, korku ve endişe satmak.</p>
<p>Bu haberde bana çok mantıklı gelmeyen, yani &#8221;bu adam nasıl olmuş da köpeği ısırmış&#8221; dedirten, Oğuz Berksun&#8217;un bir psikiyatrist olması. Bu, fazladan bir kere check etmeyi gerektirdiği için çok basit bir şekilde Oğuz Berksun&#8217;un adını google&#8217;a sürdüm.</p>
<p>Beksun&#8217;un bir sitesi var. Blog diyelim buna hatta. Hem <a href="http://berksun.com/online/index.php" target="_blank">berksun.com</a> adresi ile hem de <a href="http://psikiyatri.net/online" target="_blank">psikiyatri.net</a> adresi ile ulaşılabiliyor. Blogdaki son girdi, <a href="http://psikiyatri.net/online/anasayfa/populer-makaleler/aile-yci-siddet-kadina-erkege-ve-cocuklara-degisen-dunya/itemid-1" target="_blank">Aile İçi Şiddet (Kadına, Erkeğe ve Çocuklara): Değişen Dünya</a> başlığını taşıyor.</p>
<p>Yazıyı okudum. üzerine bir de psikiyatri.org&#8217;daki <a href="http://www.psikiyatri.org/online/2008102453/psikoterapi/gel-de-deli-olma.html" target="_blank">Gel de Deli Olma</a> başlıklı yazısını okudum. Tekrar konu ile ilgili kendi blogundaki yazısından çıkarım yapacak olursam, feminist görüşe sahip bazı insanlar tarafından yazıda eleştirilecek yanlar bulunabilir tabii ama kesinlikle HaberTürk&#8217;deki haberi destekleyecek, o görüşün insanı olduğunu gösterecek bir bulguya ben rastlamadım. O yüzden kendi hakkında Ekşi Sözlük&#8217;deki <strong><em>&#8221;Orhan Çeker&#8221;</em></strong> benzetmesi büyük bir ihtimalle Berksun&#8217;un üzerine haksız olarak aldığı bir etiket oldu. Ben de kendisini basit bir iki bulgu ile aklamış olmayayım ama medyanın haberleri yapış şekillerini az çok bildiğimden, bu haberde bir bit yeniği olduğunu düşünüyorum. Belki bu yazının vereceği pingback ile Oğuz Berksun, buraya  kendisi de yorum olarak bir açıklama bırakabilir.</p>
<h2>Medyanın uyguladığı bir diğer yöntem, korku ve endişeyi körükleyerek tiraj arttırmak.</h2>
<p>Doğal felaketler, bu iş için biçilmiş kaftan. Henüz daha çok taze bir örnek var önümüzde.  Japonya&#8217;da meydana gelen deprem, tsunami ve bunlara bağlı nükleer santral kazasının medyada işlenişi üzerine gerçekten bir tez yazılabilir. 17 bin insan deprem ve tsunami yüzünden ölmüş, bir o kadarı da hala kayıpken, medya bu tip felaketleri adeta çok banal bulurmuşcasına es geçti, yalnızca nükleer santral kazasını işledi.</p>
<p>Japonya&#8217;da olan deprem ile Türkiye&#8217;deki insanları korkutmak zor olacağından, <a href="http://friendfeed.com/ismailhpolat/d8a5d22c/bir-yaknm-japonya-dan-gelen-radyasyon" target="_blank">nükleer bulutların getirebileceği tehlike ile korku yaratma</a> ve Türkiye&#8217;de kurulacak yeni nükleer santral öncesi endişeleri körükleyip, tartışma yaratarak tiraj sağlama isteği absürd derecelere vardı. Bu saçmalığı yalnızca Türkiye&#8217;ye ve Türk medyasına maletmek de haksızlık olur. Avrupa ve ABD&#8217;de nükleer serpintiden korunmak isteyen endişeli vatandaşlar yüzünden <a href="http://boingboing.net/2011/03/17/four-questions-about.html" target="_blank">iyot tabletleri yok sattı</a>. Onları bu toplu histeriye yönelten, kendi medyalarıydı.</p>
<p>Çok çarpıcı bir örnek; 15 mart tarihli Zaman gazetesinin konu ile ilgili başlığı <a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1107486&amp;title=ikinci-nukleer-patlamada-korkulan-olmadiBunlar" target="_blank">&#8221;İkinci Nükleer Patlamada Korkulan Olmadı&#8221;</a> iken, Radikal gazetesinin aynı gün<a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;ArticleID=1043010&amp;Date=15.03.2011&amp;CategoryID=77" target="_blank"> &#8221;Bilinen En Büyük Felaket ile Karşı Karşıyayız&#8217;</a>&#8216; başlığını kullanması. Aradaki bu farka dikkat çeken kişi, araştırmayı gereksiz bulduğum (Hayrettin Kılıç&#8217;ın görüşleri haberi diskalifiye etmeye yettiği için) bir iddia ile geliyor:<a href="Bu gazetelerden hangisini çıkartan firmanın petro-kimya tesisleri ve benzin istasyonları vardır acaba??" target="_blank"> &#8221;Bu gazetelerden hangisini çıkartan firmanın petro-kimya tesisleri ve benzin istasyonları vardır acaba??&#8221;</a></p>
<p>Radikal&#8217;de görüşlerine başvurulan ve nükleer enerji uzmanı olduğu belirtilen Hayrettin Kılıç&#8217;ın iddialarını aynı gün çeşitli ciddi kaynaklardan kontrol etmeye çalıştım, ancak benzer fikirlere, iddialara bu ciddi kaynaklarda rastlamadım. Uzman olduğu yazılan bu kişi hakkında bende uyanan şüphe, Ekşi Sözlük&#8217;de, <strong><em>&#8221;gectigimiz 18 sene icinde yapmis oldugu yayinlari aradim ama bulamadim. buna ragmen kendisini aktif bir ogretim uyesi olarak tanitmakta ve gundemdeki konular hakkinda yorumlar yapmaktadir.&#8221;</em></strong> <a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=hayrettin%20k%C4%B1l%C4%B1%C3%A7" target="_blank">girdisi ile pekişti</a>. Aramızdan bir arkadaş, Hayrettin Kılıç&#8217;ın adının Türk internetinde çok sık Stanford üniversitesi ile beraber geçtiğini, ancak Üniversitenin kendi sitesinde bu isimle bir arama yapıldığında hiçbir sonuç çıkmadığını belirtti.</p>
<p>Belki internette kendi çapında içerik üreten biri olmanın verdiği alışkanlık belki de  geleneksel medyanın ve onu tüketen topluluğun % 60 ının papağan olduğunu bilmek yüzünden olsa gerek, kitleleri harekete geçirip, yoğun tepkiler, korkular, endişeler, sloganlar  yaratabilecek olayların ardında hep bir ya da birkaç <strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/URL" target="_blank">URL</a></strong> aramak refleksi geliştirmiş olabilirim. Büyük ihtimalle siz de öylesiniz zaten. Bu refleksi verdiğimiz zamanlar değil de, daha çok vermediğimiz zamanlar problem ile karşılaşıyoruz.</p>
<p>Başbakanın kızının tiyatroda yaşadıkları, bu medyadan alınan haberlerle kolaylıkla bir laik-dindar çatışmasına dönebiliyor, ideoloji ve görüşleri tüm bir paket olarak alıp, medyanın hazırladığı haplar eşliğinde yutmak, en rasyonel insanları bile rüzgar enerjisinin  nükleer santralin yerine geçebileceğine inandırıyor.</p>
<p>Tekrar Sümeyye&#8217;ye kısa bir dönüş yaparak bitireyim. <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;CategoryID=77&amp;ArticleID=1045671" target="_blank">Radikal&#8217;deki habere</a> göre kendisine Haka dansını andıran müstehcen hareketlerde bulunulmuş. Bakın, hiçbir şey de öğrenmiyoruz medyadan diyemeyiz. Haka Dansı buymuş! Bilmiyordum&#8230;</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="349" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/iYYVLHtITi8?fs=1&amp;hl=sv_SE&amp;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/v/iYYVLHtITi8?fs=1&amp;hl=sv_SE&amp;rel=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Dipnot:<br />
Bu arada Oğuz Berksun ile Hayrettin Kılıç arasında konumuz dışında kalan bir fark dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Berksun, kendi görüşlerini herhangi bir redaksiyonun kesmesi, kırpması, çarpıtması, eğmesi ve bükmesi olmadan kendi blogunda dile getirirken, enerji ve nükleer enerji gibi Türkiye&#8217;nin gündeminde çok fazla ses çıkaran bir konuda &#8221;engin&#8221; bilgi ve tecrübeye sahip olduğu iddia edilen bir bilimadamının kendi görüşlerini ortaya dökecek, tartışmaya açacak bir platformu kullanmaması, kafalarımızın içinde bu kişilere karşı ne gibi güven/güvensizlik sorularını ortaya çıkarıyor?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/medyayi-nasil-tuketelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reyis&#8217;in Kendisi Üşüyor Şimdi</title>
		<link>http://postdijital.com/reyisin-kendisi-usuyor-simdi/</link>
		<comments>http://postdijital.com/reyisin-kendisi-usuyor-simdi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2010 12:46:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Takılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya Paylaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[Enformasyon Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif medya]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[troll]]></category>
		<category><![CDATA[wikileaks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=171</guid>
		<description><![CDATA[Bak seeeen! Demek Ahmedinecad’ı Hitler’e benzetiyormuş Amerikalı diplomatlar? Mother Russia’nın karizmatik lideri Putin ise bildiğin Alfa erkeği imiş. Hani şu kokteyllerde tüm kadınların şampanya kadehini dudaklarına götürürken eşlerinin yanında gözucu ile kestikleri erkeklerden… Bize dokunur tarafında ne var? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsviçre’de 8 ayrı banka hesabı olduğu bilgisi mi? Bu bilgiyi bulmak için dokümanların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Freyisin-kendisi-usuyor-simdi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Freyisin-kendisi-usuyor-simdi%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bak seeeen! Demek Ahmedinecad’ı Hitler’e benzetiyormuş Amerikalı diplomatlar? Mother Russia’nın karizmatik lideri Putin ise bildiğin Alfa erkeği imiş. Hani şu kokteyllerde tüm kadınların şampanya kadehini dudaklarına götürürken eşlerinin yanında gözucu ile kestikleri erkeklerden…</p>
<p>Bize dokunur tarafında ne var? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsviçre’de 8 ayrı banka hesabı olduğu bilgisi mi? Bu bilgiyi bulmak için dokümanların verildiği linkleri kendi elinizle taramanız gerekiyor. Dün Türkiye medyasının bir nabzını yoklayayım dedim. Hürriyet gazetesi, Wikileaks’i manşete koymuş internet sitesinde. Altını da gak-gukla doldurmuşlar ama başbakanın İsviçre&#8217;deki 8 ayrı banka hesabını ‘es geçmişler’. Belki Wikileaks&#8217;de olmayan bilgiye, yani Erdoğan&#8217;ın o hesapları, hesap işletim ücreti alınmasın diye boş tutması bilgisine Hürriyet sahip olduğu için bu yalan haberi vermek gereği duymamıştır.</p>
<p>Dünya için Wikileaks’in bu yeni sızıntısı belki yalnızca bir keçi boynuzu tadında. Ancak o keçiboynuzundan tadı almak için geleneksel medyayı kullananlar yine samanla geviş getiriyor. Kendi işini kendin görmen lazım bu devirde. Bırak ihtiyar babacığın evdeki kanepesinde gözlüklerini takıp gazetesini okusun, kumanda aleti ile tv kanallarını gezsin. Nasılolsa bir süre sonra ilgisi dağılacaktır.</p>
<p>Başbakan Erdoğan, Libya’ya gitmek üzere tayyareye binmeden önce <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/16401795.asp?gid=373" target="_blank">basına demeç veriyor</a>.<strong><em> &#8221;Site önce eteğindekileri döksün, sonra ciddiyetine bakarız’’</em></strong> diyor. Çünkü Wikileaks’in ciddiliği tartışılırmış.</p>
<p>Başa bakan birinin, senin ihtiyar babanın kanepesinde yaptığı gibi olan biteni basından takip etmesi ne kadar doğru bilemem. Sonuçta eski medyaya demeç veriyorsun. Bir şeyleri bilmiyor olman, bir şeyleri bilmeyen insanlara hitab ettiğin için sorun yaratmaz. Ancak en azından bu sızıntının ABD de devlete çalışan 3 milyon insanın kullandığı bir intranetteki bilgilerin dökümü olması, başbakanın wikileaks’e giydirmeye çalıştığı troll gömleğine uymuyor. Yani burada 251 287 adet dokümandan bahsediyoruz..   261 276 536 kelime. &#8221;<strong><em>Boru değil&#8221;</em></strong> desem, avam kaçar mı? Kimse ‘gayr-i ciddi’ olmak için bu kadar zahmete girmez galiba.</p>
<p>Dediğim gibi.. Dikkat çekecek bir bilgi yok bu sızıntıda. Hepsini incelemedim tabii ama bizim yerimize inceleyenlerin de bir şeye rastlayacakları şüpheli. FriendFeed’e gizli gruplar patlatıldığında daha juicy details çıkıyor ortaya.</p>
<p>Ancak bu, devlet-vatandaş ilişkilerinde bir devrim sürecinden geçtiğimiz gerçeğini değiştirmiyor. Bence Wikileaks’in her yaptığı sızıntıyı ayrı bir tarafa, oyuna getirdiği yeni kuralları da başka tarafa koyup değerlendirmek lazım.</p>
<div id="attachment_178" class="wp-caption aligncenter" style="width: 450px"><a href="http://postdijital.com/wp-content/uploads/2010/11/reyis.jpeg" rel="prettyPhoto[171]"><img class="size-full wp-image-178" title="I See You Asshole!" src="http://postdijital.com/wp-content/uploads/2010/11/reyis.jpeg" alt="Reyis seni görüyordu. Şimdi sen onu görüyorsun." width="440" height="293" /></a><p class="wp-caption-text">Saklayacak bir şeyin yoksa, korkacak bir şeyin de yok! Seni görüyorum...</p></div>
<p>Burada devletlerin ve devlet adamlarının, diplomatların bir prestij, itibar kaybı sözkonusu. Zaten bu sızıntının içeriğinden öte, yapılmış olması rahatsızlık verici olmalı ki Wikileaks, &#8216;birileri&#8217; tarafından DoS saldırıları ile zaman zaman erişilemez hale getirildi geçtiğimiz günlerde. Bazı ülkeler bununla yetinmeyip, erişime engel koydular. Fakat 251 287 adet doküman, kopyalanabilir haliyle torrent olarak duruyor ortalıkta.</p>
<p>Hani devletler vatandaşlarının haberleşmesini dinlerken <strong><em>‘saklayacak bir şeyin yoksa, korkacak bir şeyin de yok’</em></strong> mottosunu kullanıyorlar ya! Halk şimdi aynı motto’yu çevirip sokuyor, devreye…</p>
<p>İsveç dışişleri bakanı çok rahatsızmış. Diplomatların işini zorlaştırırmış bu tip şeyler. Artık devlete çalışan insanlar arasında bir tane hoşnutsuz kişinin olması bile pantolonun düşüp, kıçın açıkta kalması için yeterli. Poponun güzelliği, yuvarlaklığı, ısırılabilirliliği veya sivilceleri çok da önemli değil galiba. Bırakın da pantolonu düşürenin utancından keyif çıkaralım.</p>
<p>DDR de (Deutsche Demokratische Republik) huzur ve güven ortamı, devletin müreffeh olması ve kendi devamını güvence altına alması demekti. Ancak Teb&#8217;a bunun bedelini, sürekli gözetim altında tutulup, izlenmeden ötürü duyduğu çıplaklık hissi ve kendisinin sürekli bir şeyden şüpheli görülme durumu ile ödüyordu. Düşünün ki bunun rövanşını vermek 20 sene aldı. Bunda Wikileaks&#8217;in emeği büyük ..</p>
<p>Bırakın Reyis üşüsün şimdi. Zatürre olup geberir belki.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/reyisin-kendisi-usuyor-simdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pörtlemiş Diş Macunu Tüpüne Geri Girmez</title>
		<link>http://postdijital.com/fatih-altayli-bomba-eksi-google/</link>
		<comments>http://postdijital.com/fatih-altayli-bomba-eksi-google/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Aug 2010 16:05:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Takılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce ve İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[Kırk yılda bir giriyorum Ekşi Sözlüğe. Bugüne kadar da Fatih Altaylı&#8216;yı arattırmak hiç aklıma gelmemişti. Altaylı hakkında, kendisi için Sözlük&#8217;de yazılmış  97 adet entry i mahkeme kararı ile sildirtmek için ağlayarak mahkemeye gitti denilince, bir bakayım dedim. Geç kalmışım biraz. Şimdi deli gibi o silinen entryleri arıyorum her yerde merakımdan. (Bkz. Streisand efekti) İlla ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Ffatih-altayli-bomba-eksi-google%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Ffatih-altayli-bomba-eksi-google%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Kırk yılda bir giriyorum Ekşi Sözlüğe. Bugüne kadar da F<strong>atih Altaylı</strong>&#8216;yı arattırmak hiç aklıma gelmemişti. Altaylı hakkında, kendisi için Sözlük&#8217;de yazılmış  <a href="http://ff.im/oGila" target="_blank">97 adet entry i mahkeme kararı ile sildirtmek için</a> <a href="http://www.fatihaltayli.com.tr/content.cfm?content_id=6267" target="_blank">ağlayarak mahkemeye gitti</a> denilince, bir bakayım dedim. Geç kalmışım biraz. Şimdi deli gibi o silinen entryleri arıyorum her yerde merakımdan. (Bkz. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Streisand_effect" target="_blank">Streisand efekti</a>) İlla ki internette bir yerde, bir zamanda karşımıza çıkacaktır bunlar yine. İşin kötüsü, Fatih Altaylı mahkemeye gidip bir sürü zaman, para harcayıp zahmet çekmiş. Ancak bu tip çabalar bana, tüpünden pörtleyen diş macununu yeniden tüpün içine sokmaya çalışmakla aynı şey gibi geliyor.</p>
<p>Söylemeden edemeyeceğim, Türkiye&#8217;de bu <strong><em>&#8221;mahkemeye verme&#8221;</em></strong> olayı ata sporumuz olan güreşin yerine geçti gibi. Günlük yaşantıda sık duyduğumuz şeylerden biri<strong><em> &#8221;kredi kartı borcu&#8221;</em></strong> ise diğeri de <strong><em>&#8221;mahkemede hakkını aramak&#8221;</em></strong>. Ha bir de <strong><em>&#8221;kişilik haklarına saldırı&#8221;</em></strong> var.</p>
<blockquote><p>Devlet, adamın evine kablo değil, boru çekmiş, teleskop yerleştirmiş, yatak odasına kadar izliyor. Ülke güvenliği bahanesiyle dinlenen telefonların haddi hesabı yok. Gazeteciler ise kişilik haklarının hesabını sözlüklerden sormanın peşine düşmüş. Bende mi yanlışlık var?</p></blockquote>
<p>Ekşi Sözlük yazarları gibi kötü niyetli olsam, Altaylı hakkında yergi içeren 97 adet entry i kendim yazıp, hepsini Twiter&#8217;da yayınlarım.</p>
<p>Sıkıldığım bir günde, ekran başında kahve, çay veya biramı içerken günde 97 tweet i çok rahatlıkla basabilirim. 3 tane de bonus entry koysam,  <strong>#fatihaltayli</strong> hashtag ı ile 100 tweet e ulaşmış olurum. Bir kişinin bir günde yapabileceği bir şey. Bana katılacaklar ve bunların retweetleri var daha. Retweetin retweeti var. CyberSpace&#8217;i kısa bir süre içinde binlerce, onbinlerce hatta milyonlarca Fatih Altaylı entry sine boğmak teorik olarak mümkün. Bakın daha 18 milyon Türk kullanıcıya sahip Facebook&#8217;u, sonrasında FriendFeed&#8217;i, MySpace&#8217;i ve blogları saymadım. Bütün bu platformların birbirleri ile entegre olabileceğini biliyor mudunuz? Siz biliyordunuz, biliyorum. Ama Altaylı eminim bilmiyor. Bir yerde yazdığınız şeyi, 5 ayrı yerde, aynı anda çıkarmanız, her bir platformun kullanıcılarına ayrı ayrı ulaşmanız mümkün.</p>
<p>İnterneti Fatih Altaylı&#8217;ya karşı alaycı, taciz eder içeriklerle dolduran ve bu içerikleri paylaşan binlerce kişiye karşı bu kadar davayı Türk mahkemeleri açar mı bilinmez. Dava kararı buradan Kaliforniya&#8217;da Silikon Vadisi&#8217;ndeki Twitter merkezine gidecek de onlar da milyonlarca tweeti temizleyecekler. Daha sırada aleyhlerinde yazılanları sildirmek isteyen Lukashenko, Putin ve Çin Halk Cumhuriyeti Komünist Partisi var diyorlar. Altaylı&#8217;ya sıra gelmesi mümkün gibi gelmiyor bana. Tabii diğer alternatif, twitter&#8217;a Türkiye&#8217;den erişimin engeli. Ama eminim Fatih Altaylı &#8221;<strong>twitter ı kapattıran Türk gazeteci</strong>&#8221; olarak tarihe geçmek istemez.</p>
<p>Bunlar kurgu tabii. Kurguları bir kenara bırakıp gerçeklere bakalım.</p>
<p>İster beğenin ister beğenmeyin, internet ve anonimlik çok daha uzun süre kolkola gidecek. Böyle de olması gerekli. Neden böyle olması gerektiğini ise en iyi <strong><em>&#8216;</em>&#8216;gazeteciler&#8221;</strong> (bilhassa tırnak içinde) bilmeli. Meslek hayatı boyunca herhangi bir yolsuzluk, uygunsuzluğu haber vermek üzere kimliğini gizleyen bir kaynaktan belge almamış bir gazeteci olabileceğini düşünmek bile istemiyorum. Yoksa gazetecilik artık öyle yapılmıyor mu?</p>
<p>Anonim olmak, nick arkasına saklanmak çok geniş bir konu.  Binlerce makale ve blog yazısı ile tartışabiliriz bu konuyu. O yüzden burada girişmeyelim bu işe. Herkes için biraz önce sözünü ettiğim gerçekliği &#8221;şimdilik&#8221; kabul etmekten başka yapacak bir şey yok. Tekrarlayalım:</p>
<blockquote><p><strong>İnternet ve anonimlik çok daha uzun süre, kolkola gidecek!</strong></p></blockquote>
<h2><strong>Peki internette sert eleştirilere (haklı/haksız) veya isminin lekelenmesine seyirci kalacak kadar geniş olmayanlar ne yapsın?</strong></h2>
<p>Bazı profesyonel danışmanlık firmaları, kendi ünü, ismi ve markası için endişelenen kişi ve kuruluşların interneti çok ciddi şekilde takip etmesi gerektiğini söylemek ve bu konuda onlara bir strateji hazırlamak için dünyanın parasını alıyor.</p>
<blockquote><p><strong>Teknolojik gelişmelerden ve internetten fazla anlamayan kişi veya kuruluşların paraya kıyıp böyle bir hizmet almalarını şiddetle öneririm. </strong></p></blockquote>
<p>İster bir bisküvi markası olsun,  ister bir politikacı isterse de gazeteci. Hepsine lazım. Rezil ile vezir arasındaki ince çizginin doğru tarafında kalabilmek için.</p>
<p>Sitesinin girişine aldığı reklamın gelirleri danışmanlık şirketinin ücretini ödemeye henüz yetmeyenler için <strong>Home-made Reputation Defender</strong> esaslarını sıralayalım:</p>
<p><strong>1-</strong> Hakkında internette neler yazıldığını düzenli olarak kontrol et. Sözlük dışında da ara bu bilgileri. Google&#8217;da kendi isim ve soyadını arattırmanın yanında sana verilmiş olabilecek lakaplar üzerinden de arama yap, kontrol et.</p>
<p><strong>2-</strong> Bulabileceğin her türlü sonuca serinkanlılıkla yaklaş. Demokrasilerde farklı fikirler olabileceğini ve bunları ifade etme hakkının BM evrensel insan hakları beyannamesi çerçevesinde garanti altına alındığını hatırla. Bu çerçevenin sınırlarını bağlı bulunduğun coğrafyanın kendine has şartlarına göre değil, evrensel olarak çiz. Bu seni daha progresif, daha bir <strong>&#8221;dünya adamı&#8221;</strong> veya <strong>&#8221;markası&#8221;</strong> (ya da her neysen) olarak gösterir. Karşındaki milyonları küçümseme. Agresif olma.</p>
<p><strong>3-</strong> Yanlış, yalan veya kasıtlı olarak girilmiş bir içerikle karşılaşma ihtimaline karşı öncelikli olarak bir kriz planı hazırla. Bu planı hazırlarken doğru veya yanlış enformasyonun dijital ortamlarda yayılma hızını göz önüne al. Dijital olmayan hayatta almaya alışkın olduğun etkili tedbirlerin burada ters tepip sana geri vurabileceğini ya da en iyi ihtimalle etkisiz kalacağını hesap et.</p>
<p><strong>4-</strong> Sana karşı kollektif bir saldırı olduğunu düşündüğün durumlarda aynı metodla ve aynı şiddette cevap vermeye çalışma. Kendi kişisel veya kurumsal siten üzerinden yapacağın serinkanlı bir açıklama ile çok daha fazla puan kazanman mümkün.</p>
<p><strong>5-</strong> Kariyerini, ürününü, markanı cidden sarsacak, zarar verecek bir durum yoksa cevap bile verme.</p>
<p><strong>6-</strong> Hakkında sürekli eleştiri veya saldırı görüyorsan bir dur, düşün. Biraz kendini yokla. Acaba bir yerde hata mı yapıyorsun? Varsa hatan, düzeltmeye çalış.</p>
<p><strong>7-</strong> Yine de internet ve onu oluşturan kitlelerle yıldızın bir türlü barışmıyorsa, adının üzerinden atılıp tutuluyorsa;</p>
<p><strong><em>a)</em></strong> evinden dışarı çıkma ve hiçbir konuda görüş belirtme</p>
<p><strong><em>b)</em></strong> ismini değiştir</p>
<p>Bu konuda bir başka yazı, <strong><a href="http://prometheus-tr.blogspot.com/2010/08/fatih-altayl-ifade-ozgurlugu-sansur.html" target="_blank">Prometheu</a></strong>s&#8217;dan.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/fatih-altayli-bomba-eksi-google/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Times Nasıl İntranet Oldu?</title>
		<link>http://postdijital.com/the-times-nasil-intranet-oldu/</link>
		<comments>http://postdijital.com/the-times-nasil-intranet-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 16:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Takılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif medya]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[Murdoch&#8217;un The Times&#8216;ının internette paralı üyeliğe geçişi, belki de sosyal paylaşım ağlarından birinde üç beş rakam ile haber olarak ele alınacak, ayaküstü tartışılacak bir konu. Ancak yine de  bloga almayı uygun buldum. Bugün elimizde olan rakamları, bundan tam bir yıl sonra, The Times a ait yeni rakamlarla karşılaştırırken, bugün ne yazmışım diye geriye dönüp bakmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fthe-times-nasil-intranet-oldu%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fthe-times-nasil-intranet-oldu%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Murdoch&#8217;un <strong><a href="http://www.thetimes.co.uk/" target="_blank">The Times</a></strong>&#8216;ının internette paralı üyeliğe geçişi, belki de sosyal paylaşım ağlarından birinde üç beş rakam ile haber olarak ele alınacak, ayaküstü tartışılacak bir konu. Ancak yine de  bloga almayı uygun buldum. Bugün elimizde olan rakamları, bundan tam bir yıl sonra, The Times a ait yeni rakamlarla karşılaştırırken, bugün ne yazmışım diye geriye dönüp bakmak ve <strong><em>&#8221;ben demiştim&#8221;</em></strong> diyebilmek zevkli olur.</p>
<p><strong>Rupert Murdoch</strong>&#8216;un sahibi olduğu <strong>Newscorp</strong> adlı şirketin bünyesinde hayatlarını sürdüren İngiliz <strong>The Times</strong> ve bu gazetenin pazar eki <strong>Sunday Times</strong>, 1 Haziran Salı günü kapılarını arama motorlarına kapattı. Bu tarihten sonra gazeteyi okumak isteyecekler, günde 1 pound veya haftalık 2 pound ödeyerek kullanıcı adı ve şifre alacaklar.</p>
<p>Newscorp&#8217;un hesaplarına göre bu gazetelerin internet sitelerine gelen trafiğin % 90 ı ve dolayısıyla sayfa gösterim sayısına bağlı reklam gelirlerine &#8221;goodbye&#8221; demek gerekecek. Kaybolan bu trafiğin, diğer gazetelerin sayfalarına gideceği bir gerçek. Ancak Newscorp&#8217;daki hesap-kitap adamlarını ürkütmüşe benzemiyor bu tablo. Onlara göre kaliteli habercilikten vazgeçmeyecek belli bir kesim var, ve bu kesimin üyelik aidatları gazeteyi içinde bulunduğu krizden çıkarıp, kâr yapan bir kurum haline getirecek.</p>
<p>The times ve Sunday Times kriz içinde derken bir abartma yapmış olmadım. Bu ikisinin toplam günlük zararı 240,000 pound!!!&#8230; Günlük!!!&#8230;</p>
<p>Medya anilizi yapan uzmanlar arasında bu kararı kritize edenlerin sayısı az değil. <strong><a href="http://www.niemanlab.org/2010/05/a-defensive-experiment-how-the-times-of-london-and-the-times-in-new-york-diverge-on-paid-content/" target="_blank">Nieman Journalism Lab</a></strong>, Murdoch&#8217;un modelini, yine paralı üyeliğe geçecek bir başka dev New York Times ile karşılaştırırken <strong><em>&#8221;a defensive experiment&#8217;</em></strong>&#8216; diye başlık atmayı uygun görüyor. <strong><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Roy_Greenslade" target="_blank">Roy Greenslade</a></strong> ise The Times&#8217;ın asıl yapması gerekeninin, daha da <a href="http://www.guardian.co.uk/media/greenslade/2010/may/27/rupert-murdoch-paywalls" target="_blank">niş olmaya yönelmesi olduğunun</a> altını çiziyor.</p>
<p>Artık bizde arkamıza yaslanıp, 1 Haziran 2011 deki rakamları bekleyeceğiz.</p>
<p>Eklemekte fayda var, The Times ücretli modele geçtikten sonra elindeki üye sayısı bilgilerini paylaşmayacakmış.</p>
<p>Ayrıca belki ilginizi çeker diye:</p>
<p><strong><a href="http://www.journalism.org/analysis_report/new_media_old_media" target="_blank">HOW BLOGS AND SOCIAL MEDIA AGENDAS RELATE AND DIFFER FROM THE TRADITIONAL PRESS</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/the-times-nasil-intranet-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Web Sitesini Kaldırıp Atan Reklam Ajansı</title>
		<link>http://postdijital.com/reklam-ajansi-web-sitesi/</link>
		<comments>http://postdijital.com/reklam-ajansi-web-sitesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 21:31:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Takılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[Bir reklam ajansının web sitesi olmadığını düşünebiliyor musunuz? Daha doğrusu, &#8221;halihazırda olan web sitesini kaldırıp, attığını düşünebiliyor musunuz&#8221; diye sormam lazım. Bu bir Türk reklam ajansı olsa, vergi kaçırmayı düşündüğü için böyle bir çözüme gittiği yönünde spekülasyonlar yapabilirdik. Ama bu ajans Danimarka&#8217;dan. IB &#38; Co, web sitesini masraf yaparak yenilemek yerine tamamen kaldırmayı seçti. Onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Freklam-ajansi-web-sitesi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Freklam-ajansi-web-sitesi%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bir reklam ajansının web sitesi olmadığını düşünebiliyor musunuz? Daha doğrusu, &#8221;halihazırda olan web sitesini kaldırıp, attığını düşünebiliyor musunuz&#8221; diye sormam lazım.</p>
<p>Bu bir Türk reklam ajansı olsa, <a href="http://postdijital.com/google-engellemesi-ve-vergi-gercegi/" target="_self">vergi kaçırmayı düşündüğü için böyle bir çözüme gittiği</a> yönünde spekülasyonlar yapabilirdik. Ama bu ajans Danimarka&#8217;dan.</p>
<p>IB &amp; Co, web sitesini masraf yaparak yenilemek yerine tamamen kaldırmayı seçti. Onun yerine, iletişim kanalı olarak Facebook&#8217;u tercih ettiler.</p>
<p>Bir süredir, branş içersinde, reklam ajanslarının gereğinden fazla karışık ve fiyakalı web sitelerinin aslında müşterileri ile iletişimlerinin önünde engel teşkil ettiği yönünde bir tartışma vardı. Belki de bunun sonucu olarak IB &amp; Co, web sitelerin komünikasyon kanalı olarak eski rollerini yerine getirmekte zorlandığı düşüncesinden çıkarak, müşterileri ile olan ilişkilerini <a href="http://www.facebook.com/ibco.dk" target="_blank">ajansın Facebook sayfasına</a> yönlendirdi.</p>
<p>IB &amp; Co, Danimarka&#8217;nın en iddialı reklam ajanslarından biri. Geçtiğimiz bahar aylarında, kendilerine ülkenin en iyi iletişimde olan reklam ajansı olma hedefini koymuşlardı. Bu nedenle de tüm çalışanlarına blog tutmaları ve bu blogları Facebook ile entegre etmeleri üzerine telkinlerde bulunup, eğitim de veriyorlardı.</p>
<p>Facebook&#8217;un kendine göre sınırları olmasından ötürü, iletişimlerini bir de interaktif magazin ile desteklediler. <strong><a href="http://www.hedeturonline.dk/co3/hedetur/" target="_blank">Hedetur</a></strong> adlı bu magazin, aynı zamanda iPad için de hazırlanmış.</p>
<p>Kişisel görüşüm, fikrin oldukça cesur ve orjinal olduğu yönünde. Ancak Facebook hesabım olmadığı için, o platformu kullanma alışkanlığım da yok. Şöyle bir baktım sayfalarına. Zannedersem bir daha uğramam. MySpace sayfaları bana mide krampı veriyorsa, Facebook da hastane duvarı gibi geliyor. Ehh.. Henüz Hedetur&#8217;u okuyacak bir iPad&#8217;ım ise yok.</p>
<p>Bazen biz ölümlüler ile reklamcıların aynı dünyanın insanları olmadığını düşünüyorum. Bu böyle mi olmalı, yoksa bir yerde terslik var mı, onu da bilemiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/reklam-ajansi-web-sitesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>iPad Üzerinde Dijital Magazin Böyle Oluyor</title>
		<link>http://postdijital.com/ipad-uzerinde-dijital-magazin/</link>
		<comments>http://postdijital.com/ipad-uzerinde-dijital-magazin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 22:55:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[e book reader]]></category>
		<category><![CDATA[e kitap]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[iPad ne zaman Türkiye&#8217;ye gelir? Adamakıllı bir internet bağlantısı ile fiyatı ne olur? Tüm bu sorular insanların aklını kurcalıyor. Bir yandan da okumayı sevenlerin kitap sayfalarına olan düşkünlüğü, ellerinde bir kitabın ağırlığı ve kokusu ile bu zevklerinin tehdit altında olduğunu düşünmeleri gerçeği var. Ne olursa olsun, önümüzdeki birkaç senede yayımcılığın bu dijital evrimden büyük ölçüde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fipad-uzerinde-dijital-magazin%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fipad-uzerinde-dijital-magazin%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>iPad ne zaman Türkiye&#8217;ye gelir? Adamakıllı bir internet bağlantısı ile fiyatı ne olur? Tüm bu sorular insanların aklını kurcalıyor. Bir yandan da okumayı sevenlerin kitap sayfalarına olan düşkünlüğü, ellerinde bir kitabın ağırlığı ve kokusu ile  bu zevklerinin tehdit altında olduğunu düşünmeleri gerçeği var.</p>
<p>Ne olursa olsun, önümüzdeki birkaç senede yayımcılığın bu dijital evrimden büyük ölçüde etkileneceği gerçek. 2010 senesini ilerde bu evrimin dönüm noktası, miyadı olarak değerlendireceğimizi söylemek ise iddialı bir laf olmaz.</p>
<p>İpad ve benzeri teknolojik aletler üzerinde yalnızca <strong>&#8221;okuma&#8221;</strong><em> </em> işini yapacağımızı düşünenler yanılıyor. Fiziki kitabın ağırlığına, kağıt hamuru kokusunun müptelası olan kitap romantikleri için korkutucu olacak belki ama, sevdiğimiz bir yazarın kitabını, her ay  muhakkak aldığımız bir dergideki köşe yazısını interaktif video ve reklam desteği ile pad üzerinden yaşamak mümkün olacak. Okumak değil, yaşamak diyorum, çünkü teknoloji bizi bu yöne doğru hızla götürüyor. Bunun pozitif veya negatif bir değişim olduğunu kesin olarak söyleme cesaretim yok. Henüz herşeyin çok başındayız.</p>
<p><strong>Zinio</strong> adındaki San Francisco merkezli şirketin yaptığı işe bir göz atarsanız, yayımcı, yazar ve okur açısından ne büyük değişikliklerin eşiğinde olduğumuzu anlayacaksınız.</p>
<p><strong>Nick Bilton</strong>, &#8221;<strong><em>A Peek at an Interactive Magazine for the Apple iPad&#8221;</em></strong> başlıklı,<a href="http://bits.blogs.nytimes.com/2010/03/18/a-peek-at-an-interactive-magazine-for-the-apple-ipad" target="_blank"> New York Times&#8217;daki yazısında</a> <strong>Zinio</strong>&#8216;dan bahsediyor:</p>
<blockquote><p>Jeanniey Mullen, VIVmag’s chief marketing officer, said that the magazine planned to make every iPad and desktop issue interactive with video and full-motion advertising, including a Fandango HBO “Sex and the City 2″ advertisement and interactive spreads for Kia Motors and Estée Lauder.</p>
<p>While beautiful to look at, and I’m sure fun to interact with, this type of slick interactivity and motion isn’t cheap. Mrs. Mullen said the magazine cost $36 for a yearly subscription of six editions, or $6 an issue.</p></blockquote>
<p><center><object width="400" height="300"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10207926&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10207926&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"></embed></object>
<p><a href="http://vimeo.com/10207926">VIV Mag Interactive Feature Spread &#8211; iPad Demo</a> from <a href="http://vimeo.com/user1257445">Alexx Henry</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
<p></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/ipad-uzerinde-dijital-magazin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>We Are The People Of The Internet</title>
		<link>http://postdijital.com/netdas-ozgur-sansursuz-internet/</link>
		<comments>http://postdijital.com/netdas-ozgur-sansursuz-internet/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 13:55:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Takılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce ve İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Enformasyon Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Telif Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[netdaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=81</guid>
		<description><![CDATA[Entelektüel stimulansını, medya olarak yalnızca gazete ve televizyon gibi tek taraflı komünikasyonu kullanan platformlarda bulmaya çalışan sıradan, normal bir vatandaş için internetin tanımı bu satırları okuyan sizlerden çok farklı. En azından öyle umuyorum. Bir kere gün geçmiyor ki pedofili, kredi kartı yolsuzluğu, bomba imalatı, satanizm, sızdırılan seks videoları, birlik ve beraberliği zedeleyici yazılar, kişilere hakaret, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fnetdas-ozgur-sansursuz-internet%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fnetdas-ozgur-sansursuz-internet%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Entelektüel stimulansını, medya olarak yalnızca gazete ve televizyon gibi tek taraflı komünikasyonu kullanan platformlarda bulmaya çalışan sıradan, normal bir vatandaş için internetin tanımı bu satırları okuyan sizlerden çok farklı. En azından öyle umuyorum.</p>
<p>Bir kere gün geçmiyor ki pedofili, kredi kartı yolsuzluğu, bomba imalatı, satanizm, sızdırılan seks videoları, birlik ve beraberliği zedeleyici yazılar, kişilere hakaret, Atatürk&#8217;ü rencide edici videolardan bahsedilmesin.</p>
<p>O yüzden TC vatandaşının gözünde <strong>internet &#8221;tüm kötülüklerin anası&#8221;</strong>. Yoğun bir propaganda var internet aleyhine. Bunu da anlamak zor değil, biraz kafasını çalıştıran bir insan için. Bunların hepsi planlı ve programlı bir çalışmanın ürünü. Amaç insanları korkutup, internetin özgür yapısını kısıtlayıcı yaptırımları birer birer sisteme işlemek.</p>
<blockquote><p>Çocuğunun istismar edilmesini istemiyorsan, Türkiye&#8217;nin dünya internet liginde Suudi Arabistan, Çin, Pakistan, Küba gibi ülkelerle aynı kategoride kabul edilmesine ses çıkarmayacaksın. Çünkü internet başıboş olduğu anda Türkiye Cumhuriyeti bölünüp, parçalanabilir, tecavüzler artar, hergün kendiniz hakkında internette hakaretlere rastlarsınız, sanatçılar açlıktan ölür, kimse müzik yapmaz, kitap yazmaz, film çekmez.</p></blockquote>
<p>Bu propagandayı yapanları suçlayabilir miyiz? Hayır&#8230; Onlar mevcut sistemlerini korumanın derdinde, bildikleri azıcık şeyle, cahilce ve gayet içgüdüsel olarak böyle bir davranışa yöneliyor. Hadi iyi niyetimden dolayı böyle formule edeyim. Şimdi bizi yönetip, interneti regüle etmeye çalışanlar, lobilerden de açık, kapalı rüşvet alıyorlar desem ağır olabilir. Ki bunları da açıklayıp, bombalamanın zamanı gelecek.</p>
<p>Ama ilkönce bu işe kafası basanların, basmayanlara öğretmesi, eğitmesi gerekli. İster propaganda de, isterse bir ideolojiyi paketleyip, allayıp, pullayıp satmak de. Yapılması gereken bu. Bir de korkacak birşeyimiz yok. Ürün çok sağlam. Piyasada dejeneresi, sahtesi, çakması bulunan bir şeyin ta kendisini, su katılmamış halde insanlara satmaya çalışıyoruz. Sonsuz bilgi, bu bilgiye sınırsız ve engelsiz ulaşım, kültürün ve sanatın paylaşımı, eser sahiplerinin köleliğine son vermek, önkoşulsuz bir düşünce ve ifade özgürlüğü.</p>
<p>Demek istediklerimi BBC bu videoda daha nazik bir dille açıklamış.</p>
<p><center><object width="480" height="295"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/b_EC6n9_M8w&#038;hl=sv_SE&#038;fs=1&#038;rel=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/b_EC6n9_M8w&#038;hl=sv_SE&#038;fs=1&#038;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="295"></embed></object></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/netdas-ozgur-sansursuz-internet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>25</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2010 da En Seksi Dijital Ürünler?</title>
		<link>http://postdijital.com/2010-da-en-seksi-dijital-urunler/</link>
		<comments>http://postdijital.com/2010-da-en-seksi-dijital-urunler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 13:32:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Takılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[apple]]></category>
		<category><![CDATA[e book reader]]></category>
		<category><![CDATA[e kitap]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde ateşli bir kitap eleştirisi döndü İsveç medyasında. Markis De Sade&#8216;nin eserleri hem feminist eleştirmenler hem de bunların dışında kalan birkaç eleştirmen tarafından tartışma konusu oldu. Tüm bu tartışmalar iştahımı kabartınca, uzun yıllar sonra Vertigo yayınevi tarafında İsveççe&#8217;ye çevrilen De Sade&#8217;nin eserlerini külliyen ısmarladım. Juliette, Yatak Odasındaki Filozof, Ernestine ve Sodom&#8217;un 120 Günü&#8217;nden oluşan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2F2010-da-en-seksi-dijital-urunler%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2F2010-da-en-seksi-dijital-urunler%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Geçtiğimiz günlerde ateşli bir kitap eleştirisi döndü İsveç medyasında. <strong>Markis De Sade</strong>&#8216;nin eserleri hem feminist eleştirmenler hem de bunların dışında kalan birkaç eleştirmen tarafından tartışma konusu oldu. Tüm bu tartışmalar iştahımı kabartınca, uzun yıllar sonra Vertigo yayınevi tarafında İsveççe&#8217;ye çevrilen De Sade&#8217;nin eserlerini külliyen ısmarladım. Juliette, Yatak Odasındaki Filozof, Ernestine ve Sodom&#8217;un 120 Günü&#8217;nden oluşan 4 kitaplı bu seti okumak uzun zaman alacak. Bir de <strong>Vladimir Kaminer</strong>&#8216;in Militärmusik&#8217;i onca zamandır, yatağın yanında duruyor. Yine de bu bekleyen kitaplar beni eski Guns n&#8217; Roses gitaristi Slash&#8217;ın kitabını pocket versiyonunda satın almaktan geri koymadı.</p>
<p>Çok sıklıkta okuyan bir kitap kurdu değilim. Bu 6 kitabın bitmesi 2 senemi alabilir. Daha Friendfeed kitap paylaşım kanalında gözüme takılan şeyler var. İstediğin kitaba ulaşma ve satınalma konusundaki engeller büyük ölçüde kalktı artık. Joan Sinclair&#8217;in japon seks klüplerini anlatan <strong><a href="http://www.amazon.com/Pink-Box-Inside-Japans-Clubs/dp/0810992590/ref=sr_1_1?ie=UTF8&amp;s=books&amp;qid=1261574778&amp;sr=8-1" target="_blank">Pink Box</a></strong> adlı fotoğraf kitabını internet üzerinden ısmarlamamla evimde bulmam arasından 12 gün geçmişti. De sade seti 5 günde geldi. 2009 yılı benim için &#8221;artık okuma olayını daha pratik bir hale getirmek lazım&#8221; dediğim yıl oldu. Maalesef bu yıl içersinde elime göz koyduğum, alabileceğim bir e book okuyucusu geçmedi. Ancak tüm resmi ve gayri resmi duyumlar 2010 un böyle olmayacağını müjdeliyor. Fiyatı ne olursa olsun muhakkak gözümü koyduğum bir cihazı alacağım.</p>
<p>Amazon Kindle <a href="http://paidcontent.co.uk/article/419-kindle-2.0-not-yet-coming-to-europe-but-amazon-will-happily-sell-you-a-/" target="_blank">daha eski kıtaya ulaşmadan</a> bana göre retro oldu. Apple tablet ne zaman gelecek belli değil, <a href="http://www.techcrunch.com/2009/11/30/crunchpad-end/" target="_blank"><strong>Crunchpad</strong></a> bir fiyasko ile sonuçlanıp <a href="http://www.engadget.com/2009/12/07/fusion-garage-joojoo-tablet-rises-from-the-ashes-of-the-crunchpa/" target="_blank"><strong>Joo Joo</strong></a> adı altında gereğinden fazla pahalı bir başka cihaza dönüştü. Ancak beni umutlandıran başka haberler var. Hepsinden önce yapılan tahminleri bir toparlayacak olursam, 2010 da bizi bekleyen cihazların 4 kategoride ayrıldığını görüyorum.</p>
<p><strong>1- Kitap Okuyucular</strong><br />
Text okuyup resimleri görmeye yarayacaklar. Tabii ki bunlarda da interaktiflik sözkonusu olacak ama mesela tek elinle gazeteyi okuyup nasıl scrolla yapacaksın? Amazon Kindle yine popülerliğini korur bence. Okumaya odaklı yapısı ve geniş içeriğe ulaşım bunu mümkün kılıyor.</p>
<p><strong>2- Gazete Okuyucular</strong><br />
Şu ana kadar pek görmedik örneklerini. Bence geleneksel medya için içinde bulundukları krizi aşmada yeni bir imkan sunabilir. (Her ne kadar bu krizi aşmalarını dilemesem de). &#8221;Gazeteye 2 yıllık abonelik ile 2 adet reader (okuyucu) bedava&#8221; tarzı kampanyalar ile çıkabilirler. Gazetenin alacağı reklam gekonusunda basılı nüshasına göre çok daha etkin olacağı kesin. Gazetede okuyucunun bilhassa öncelikle okuduğu haberlere, yorumlara, makalelere göre kişisel reklam yapmak zor olmasa gerek bu cihaz üzerinden.<br />
<center>
<div class="youtube-video"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/ntyXvLnxyXk&amp;hl=sv_SE&amp;fs=1&amp;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/ntyXvLnxyXk&amp;hl=sv_SE&amp;fs=1&amp;rel=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
<p></center><br />
<strong>3- İnterakrif medya cihazları</strong><br />
Bu konuda birşeyler yazmaktansa sözü İsveçli medya devi <a href="http://www.bonnier.com/en/content/digital-magazines-bonnier-mag-prototype" target="_blank"><strong>Bonnier</strong></a>&#8216;in çıkarmayı planladığı cihazın tanıtım videosuna bakalım. Bonnier tv kanalları, gazete ve dergi yayınları sahibi büyük bir şirket. Türkiye&#8217;ye uyarlaması çok kolay olur. LigTV hangi medya devinin kanalı? O devin başka hangi kanalları, dergileri ve günlük gazeteleri var?<br />
<center>
<div class="youtube-video"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="225" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=8217311&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=ffffff&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="225" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=8217311&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=ffffff&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
<p></center><br />
<a href="http://vimeo.com/8217311">Mag+</a> from <a href="http://vimeo.com/bonnier">Bonnier</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.<br />
<br />
</br></p>
<p><strong>4- Daha bilgisayara benzeyen, enformasyonun her türlüsü ile içli dışlı omamıza yarayacak cihazlar</strong></p>
<p>Burada Microsoft Courier güzel açıklamış nasıl olacağını. Büyük bir ihtimalle Apple Tablet de çıktığı zaman bu kategorinin altında yer alacak. Aynı videodaki gibi, ancak Apple&#8217;ın görmeye alışık olduğumuz tüm ürünlerine bağlı olacak, müzik, oyun, sosyal medya ve yukarda saydığım cihazların tüm yapabildiklerini yapacak bir tablet&#8230;<br />
<center>
<div class="youtube-video"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/pFQWc79TYcU&amp;hl=sv_SE&amp;fs=1&amp;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/pFQWc79TYcU&amp;hl=sv_SE&amp;fs=1&amp;rel=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
<p></center><br />
Yalnız Apple&#8217;dan ve diğer üreticilerden tek isteğim bu cihazı online olmadan da kullanabilme seçeneğini kullanıcıya vermeleri. Bugüne kadar kafamda bu tarz cihazlarda surf ve interaktivitelik değil de sırf &#8221;okuma&#8221; işlevine zorluk çıkaracağını düşündüğüm şey, gitgide hayatımızda default halini alan sürekli &#8221;online&#8221; olma durumu. Okumak ile bu birlikte gitmiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/2010-da-en-seksi-dijital-urunler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

