Wikileaks Kullanma Kılavuzu
Geleneksel medya mensuplarının, benim gibi sıradan vatandaşların ve de devlet adamlarından bazılarının Wikileaks’in ne olduğu ve olmadığı, hangi tarafta durduğu, ideolojisi ve yöntemleri konusunda bazı kafa karışıklıkları içinde olduklarını gözlemliyorum.
Collateral Murder sızıntısı olduğu zaman her şey bu kadar birbirine girmemişti. Bu seferki Cable Gate adlı sızıntının içerdiği doküman sayısı 250 bini aşıyor ve Collateral Murder’daki kadar sınırlı bir hedefi kapsamıyor. Belki de bu yüzden, sızıntının üzerinden az zaman geçmesine rağmen kafalarda oldukça fazla soru işareti belirmeye başladı. Aslında şöyle bir geriye yaslanıp, Wikileaks’in genel duruşuna baksak, belki de bu içine düştüğümüz karmaşıklığı aşabileceğiz.
Bir kere Wikileaks’in ismindeki ”wiki” bizlere tabii ki bir yerde wikipedia’yı çağrıştırıyor. Ancak bu wikiye katkı yapan kişiler sıradan insanlar değil. Ellerinde şu veya bu şekilde bazı güçler tarafından gizli tutulmak istenen belgeler bulunduran kişiler bunlar. Wikileaks, bu enformasyonun özgür ve şeffaf bir biçimde sunulduğu bir enformasyon kanalı izlenimi veriyor. Bu yanlış değil. Ancak bu kadar tek yönlü bakamayız.
Wikileaks, Geleneksel Medyaya Araştırmacı ve Tarafsız Yayıncılık İlkesini Getirmek İstiyor
Görmemiz gereken önemli bir unsur, Wikileaks’in araştırmacı habercilik (Investigative journalism) dediğimiz habercilik idealine inanan, önem veren bir organizasyon olduğu. Wikileaks’e göre bugünkü medya artık bu idealden sapmıştır. İşte bu nedenle araştırmacı ve sorgulayıcı haberciliği geri getirmek, geleneksel medyayı buna zorlamak gibi bir misyonu üzerinde gördüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bazı ülkelerde haber kaynaklarının anonimliği garanti edilemiyor medya tarafından. Yasalar buna elvermiyor ya da görünüşte elverse de pratikte elvermiyor.
Ayrıca elinde sansasyonel bilgilerle Washington Post’a, Le Monde’a veya Hürriyet’e başvuran bir kişi, sözkonusu gazetelerin bu haberi yapacağından da emin olamaz. Çok sık verdiğim bir örnek ama, Türkiye’deki gazeteler daha kendi bağlı bulundukları yayın kuruluşunda yayımlanmayacak canlı spor karşılaşmalarını dahi haber olarak vermiyorlar. Bir Avrupa Kupası gecesi öncesinde, Türkiye’nin en çok satan gazetelerinin spor sayfalarına bir göz gezdirin bakalım. Maçın verileceği kanalı bulan olursa bravo!
Bu az veya çok dünyanın her ülkesinde biraz böyle oldu artık. Gazetecilik okullarında consequence neutrality okutuluyor. Ancak branşta ‘kesinlikle uyulması gereken’ bir ilke olarak görülmekten çok, bu prensibin üzerine boş laflar döndürülüyor. Consequence neutrality kısaca, habercinin bir haberi yaparken elinde ne bilgi varsa paylaşması, Vereceğiniz haberden A nın çıkar sağlayıp, B nin zarar görecek olması sizi ilgilendirmez haberci olarak.
Wikileaks Geleneksel Medyanın Yerini Almaya mı Çalışıyor?
FriendFeed’de tartışırken biri şöyle dedi:
Wikileaks bunları sızdırdı ama halka ulaşması için yine konvansiyonel/geleneksel medyaya ihtiyacı var
Bir yerde yanlış değil. Wikileaks’in araştırmacı habercilik idealine inanan, önem veren bir organizasyon olduğunu yukarda söyledim. Ama ”bir organizasyon” dedim, klasik anlamda bir medya kuruluşu değil. Evet medya değişiyor, şartlar farklılaşıyor. İnternet medyası, bildiğimiz geleneksel medyadan tamamen ayrı dinamiklere sahip bir medya.
Ancak şu anda Wikileaks, geleneksel medyanın bir partneri, ortağı, leverantörü, aracısı… Zincir şöyle çalışıyor genel hatlarıyla:
Enformasyonu kaynağından sızdıran kişi, kendi güvenliğini tehlikeye atmadan bu enformasyonun yayımlanmasını ve dağıtımını aracı olarak Wikileaks’e bırakıyor. Wikileaks ise ”güvenilir ve tarafsız” olmak konusunda kendine bir profil oluşturmuş durumda. Dokümanların güvenilirliliği, inanılırlılığı wikileaks bünyesinde araştırıldıktan sonra enformasyon belli bir düzenleme ile ama yine de çiğ olarak, (işlenmek üzere) geleneksel medya kuruluşlarının önüne sunuluyor. Bundan sonra top onlarda.
Top onlarda ama bazı medya mensuplarının topun kimde olduğunu ve o topla ne yapacaklarını hala anlamamış olduklarını görüyoruz. Eğer anlamazlıktan gelmiyorlarsa…
250 bin küsür doküman içinden Türkiye’yi ilgilendirenler daha ilk saatlerde belli oldu. Buna rağmen sızıntının üzerinden günler geçtiği halde ’‘Erdoğan’ın İsviçre banka hesapları” ne Milliyet, ne Hürriyet, ne Radikal, ne Cumhuriyet, ne de çok satmakla, birinci olmakla böbürlenen gazetelerde derinlemesine işlendi.
Yine spesifik olarak Hürriyet Gazetesi’ni alacak olursam, banka hesaplarını haber yapmazken, internet sitesinde başbakan Erdoğan’ın ”ispatlamayan alçaktır, yabancıların attığı çamura inanıp benden şüphe duyanlar vatan hainidir” temalı, 1 koca sayfalık açıklamasını koymuş.
Tabii başbakanın kaçırdığı nokta, Wikileaks’in bir şey ispatlamak durumunda olmaması. Çünkü Wikileaks iddia eden taraf değil. Amerikan diplomasisinde konusu geçmiş bir konuyu olduğu gibi ortaya koymaktan başka bir şey yapmıyor. Burada üzerine görev düşenler, geleneksel medyanın mensupları. Böyle bir şey var mı, yok mu araştıracaklar, iddialarda bulunacaklar.
Gel gör ki, kolları sıvayıp işe koyulacaklarına paranoyanın esiri olup, Wikileaks’i yeni dünya düzeninde siyonist oyunun bir parçası olarak veya ABD ye hizmet eden bir organizasyon olarak görmek, eski medyanın bir kesiminin kendi ezberlerini bozamadıklarını gösteriyor.
Vietnam’ın üzerinden 40 yıl geçti. Yine de her açıklayamadığı, anlayamadığı olayın arkasına fundamentalist dindarların inançlarını koyup, o dar pencereden bakması gibi, ‘Amerika’ yı koyarak işin kolayına kaçmaları biraz kabak tadı verdi açıkcası.
Sonuç olarak bu bağlamda Wikileaks ile geleneksel medyayı ayırmak gerekli. Geleneksel medyanın yapması gereken bazı temel ve önemli şeylere kendisi soyunmuştur Wikileaks, ancak şu anki haliyle geleneksel medyanın yerine oynamıyor bana kalırsa. Ama onlara yer gösteriyor mu? Evet! Habercilik dediğimiz köklü ancak amacından sapmış bir kuruma durması gereken çizgiyi gösteriyor. Ancak yeni ve öncüsünün kendisi olduğu bir alanda ona kendi durduğumuz yerden, çok sağlam analizler yapmadan görev biçmenin sağlıklı olmadığını düşünüyorum.
Wikileaks yeni medya mı olacak diye sormadan önce, ilk olarak elimizdekileri ne yapacağımıza bakalım. Hatta kendileri baksınlar…
Şu soruları sorarak başlayabilirler:
- Milyar dolarlık medya plazalarımızın matbaaları, bağışlarla ayakta duran bir internet sitesinin yayınladığı haberleri basıyor. Bu bizi rahatsız ediyor mu? Yoksa böylesi daha mı konforlu?
- Yukardaki soruya bağlı olarak; eğer bu durumdan bir rahatsızlık duymuyorsak, ilerde kağıda basılı haberin devri geçtiğinde bizim de devrimizin geçeceğini kabul ediyor muyuz? Böyle bir risk varsa bunu değiştirmek için bir şeyler yapmamız gerekiyor mu?
- İnternet sitesinden aldığımız bilgileri aynen basmak yerine içini biraz da biz doldurup, konuları genişletip, araştırmalarla zenginleştirebilir miyiz? Ve hatta o bilgileri çürütebilir miyiz? Böyle bir planımız var mı, yoksa yalnızca matbaa görevi görmekten memnun muyuz?
Wikileaks’in Enformasyon Kaynağı Olarak Sorumlulukları
İlk bakışta biraz önce söylediğimle çelişir gibi duracak belki ama, Wikileaks’in soyunduğu misyon ve geleneksel medya ile belli ölçüde pragmatizme dayanan bir alışveriş içinde olması, ona bir anlamda bazı habercilik ilkelerine uymak zorunluluğu da getiriyor.
Belki hatırlamıyorsunuz, ancak Afganistan Savaşı ile ilgili dokümanları sızdırdıklarında bazı isimler de açığa çıkmıştı. Bu dokümanları geri çektiler ve yayımlanması ile hayati tehlikeye atılan isimleri kaldırdıktan sonra yeniden sızdırdılar. Ayrıca bugün için Wikileaks eline gelen her enformasyonu da sansasyonel olsun diye salmıyor ortalığa. Fundamentalist bir habercilik anlayışı ile enformasyonun inandırıcılığı ve doğruluğu araştırılıyor. Ayrıca yeni bir neslin, türün öncüsü olarak Wikleaks’in kendi yaptığı işlerden yeni tecrübeler edinip, henüz ”öğrenme aşamasında” olduğunu bile söyleyeniliriz.
Wikileaks Politik Olarak Nerede Duruyor?
Wikileaks’in görüşü şu:
Enformasyon savaşında, dünya devletleri ve onların istihbarat birimleri, sıradan vatandaşa karşı zaten üstündüler. Bu eşitsizliği düzlemek lazım. Bunu da biz yapacağız, bunun için çalışacağız. Biz sade vatandaşın yanındayız. Medya şirketlerinin, kartellerin, lobilerin hizmetinde değiliz. Gerçeklerin tarafsız bir şekilde ortaya serilmesini istiyoruz.
Bunun politik bir duruş olmadığını söylemezsiniz.
Benzer politik duruş hangi grubun belirgin özelliğiydi bugüne kadar? İlginçtir, sosyalist devletlerde değil ama sosyalist olmayan ülkelerdeki sol gruplar bugüne kadar özgürlüğün, sade vatandaşın yanında olan gruptu.
Ancak bakın Wikileaks ‘in kurucusu Julian Assange ne diyor?
WikiLeaks is designed to make capitalism more free and ethical
Hoppala! 40 yıllık ezber bu kadar kolay mı bozulacak? Ne kadar zor, ne kadar kolay bozulur bu ezber bilmiyorum. Ancak bu ırmağın yönünün değişmeyeceği daha kuvvetli bir ihtimal.
Son olarak;
Wikileaks, Julian Assange değil
Organizasyonda çalışan bir sürü insan var. Son dönemde organizasyonun, Assange’ın kişisel profili çevresinde değerlendirilmesinin hem avantajları, hem de dezantajları olacaktır. Daha şimdiden organizasyon kendi içinde bazı hesaplaşmalar olduğu biliniyor.
Detayları henüz fazla bilmemekle birlikte, Assange’ın taciz ve tecavüz iddiaları ile İsveç’de yaşadığı problem, organizasyon içinde belli ağırlığı olan İzlandalı kadın aktivist Birgita Jónsdóttir’in başını çektiği bir grup tarafından ayağının kaydırılması için gerekli kaygan zemini sağlayabilir. Eklemekte fayda var, feminist olan Jónsdóttir geçen sene İzlanda’da striptiz kulüplerinin kapatılması için aktif biçimde çalıştı ve başarılı oldu. Meclise önergeyi veren kişiydi de aynı zamanda. Tecavüz davası ile birlikte tartışmaya açılan Assange’ın ”kadınlara bakış açısı” henüz söylentilerden ibaret olsa da Jónsdóttir & co tarafından mutlaka aleyhine kullanılacak.
Related posts:
Çok güzel noktalar! Ellerine sağlık.